ı. (66. Ayet): Son Saat’in Gerçekliği ve Mahşerdeki Düşmanlıklar
هَلْ يَنْظُرُونَ اِلَّا السَّاعَةَ اَنْ تَاْتِيَهُمْ بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ “Onlar, farkında değillerken o (Son) Saat’in kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar!”
Ayet teki هَلْ يَنْظُرُونَ [helyenzurûne] sorusu “neyi bekliyorlar”; اِلَّا السَّاعَةَ [ille’s-sâ‘ate] kelimesi “o (Son) Saat’ten başka”; اَنْ تَاْتِيَهُمْ [en te’tiyehum] ifadesi “onlara gelmesin(den başka)”; بَغْتَةً [bağteten] kelimesi “aniden, ansızın”; وَهُمْ [vehum] zamiri “onlar (şöyle iken)”; لَا يَشْعُرُونَ [lâ yeş‘urûne] fiili ise “farkına varamazlar, farkına varmadan” demektir.
Burada inkârcıların hiç farkında varmadan Son Saat’in aniden gelişinden başka bir şey beklemedikleri gündeme getirilmektedir.
1. Yüce Allah Mekkeli müşriklerin inkârcılığını eleştirmekte ve onların özellikle Son Saat’i ve sonrasını reddetmelerine karşılık inkâr ettikleri gerçeğin kendileri hiç de farkına varamadan onları gelip bulacağını beyan etmektedir; ayetin sonundaki وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ [ve hum lâ yaşurûne] cümlesinde verilmek istenen mesaj budur. Yüce Allah eğer Mekkeli müşrikler iman etmek için Son Saat’in gelip çatmasını bekliyorlarsa o anda yapılacak imanın kabul edilmeyeceğini bilmeleri gerektiğini ifade etmektedir.(249)
Yüce Allah, surenin 66-80. ayetlerinde inkârcıların Son Saat’le ilgili duyarsızlıklarını, sahte dostlukların geçiciliğini, cennetliklere yönelik nimet vaatlerini ve suçluların mahşerdeki sıkıntılı hallerini dile getirmektedir.
2. Son Saat’in melekler ve Hz. Peygamber dâhil hiç kimse tarafından bilinmeyeceği konusunda Kur’an’da yer alan bütün ayetleri ve konunun detaylı bir şekilde incelemesini Nâzi‘ât 79:42-44’te yapacağımız için burada ayrıntıya girmek istemiyoruz. Önemine binaen sadece bazı hatırlatmalar yapma kla yetineceğiz.
a) Son Saat’in bilgisi sadece ve sadece Yüce Allah’ın katındadır ve O’nun bilgisini Rabbimiz hiç kimseyle paylaşmamıştır. Konuyla ilgili pek çok ayette olduğu gibi bu cümlede de vurgulu ifadeler yer almaktadır. Bu çerçe vede ayet te هَلْ [hel] … اِلَّا [illâ] edatlarıyla bir anlamda [nefyü istisnâ] tekniği kullanılmıştır. Bu kullanım nedeniyle Son Saat’in kesin olarak ve aniden gelip çatacağı ifade edilmiş olmaktadır.
b) Kur’an’da kâinat sisteminin yıkılışı [el-kıyâmeh] kelimesiyle ifade edilmez. Türkçede “kıy amet” denilen olay Kur’an’da الساعة [es-sâ‘ah ] kelimesiyle karşılanmaktadır. “Son Saat, kıy amet saati, kıy amet vakti” anlamındaki الساعة [es-sâ‘ah] sözcüğü [s-v-‘a] kökünden gelmektedir.
Kur’an’da 48 kez geçen bu kelime “Son Saat, kıy amet anı” anlamında [eliflâm]lı olarak السَّاعَة [es-sâ‘ah](250) şeklinde kullanılmaktadır. Bu kelime [eliflâm]sız olarak سَاعَة [sâ‘ah(251)] şeklinde ise “bir saat, bir an” anlamına gelmektedir. السَّاعَة [es-sâ‘ah] kelimesi bu sistemin sona erdirilmesi ve yeni bir oluşumun meydana getirilme sürecinin başlama anıdır.
c) Konunun işlendiği pek çok ayette(252) olduğu gibi, burada da بَغْتَة [bağteten] kelimesi geçmekte ve Son Saat’in aniden gerçekleşeceği beyan edilmektedir. Durum böyle olunca, yani aniden gelecek şeyin alameti olamayacağı veya alameti olan şey için anilikten söz edilemeyeceği için, Son Saat’le ilgili kanaat ortaya koymak, zamanı veya alametleriyle ilgili bilgiler vermek bu ayetlere aykırıdır.
3. Konuyla ilgili olarak Hz. Peygamber’e nispet edilen rivayetler bu nedenle sorunludur ve onları Hz. Peygamber’in söylemiş olması son derece şüphelidir. Eğer söylenmişlerse de olayın şiddetini ortaya koymak için [terğîb] ve [terhîb] kapsamında [terhîb] yani mahşere hazırlıklı olmak ve Son Saat’in dehşetinden sakındırıcı fedakârlıklarda bulunmak anlamında “ibadete özendirme, haramlardan sakındırma” içerikli olarak yorumlanmalıdırlar. Hatta rivayetlerde sözü edilen ve dikkat çekilen hususların hemen tamamı Hz. Peygamber döneminde de zaten bulunan ve Hz. Peygamber’in ümmeti uyardığı hususlardı r. Bu nedenle, sahabiler Son Saat’in hemen gerçekleşeceğinden çok fazla endişe ederlerdi.
a) Hz. Peygamber Son Saat’in aniden gelişini beyan için şöyle buyurmaktadır: “Muhammed’in canı kudret elinde olan (Allah’a) yemin olsun ki Son Saat mutlaka gerçekleşecektir. Kişi lokmasını ağzına götürürken Son Saat onunla lokması arasına girecektir.”(253)
b) Hz. Ayşe’den gelen bir rivayete göre, Rasûlüllâh (as) kıyâmet konusunda çok düşünür, bu konuyu merak eder ve kıyâmetle ilgili konuşurmuş. Çünkü çevresindekiler onu bu noktada sorularıyla meşgul ederlermiş; o da bu konuda çok düşünürmüş. Hz. Peygamber’in iki parmağını yan yana getirerek “Ben ve Son Saat yan yana iki parmak gibiyiz”(254) buyurmasındaki mana da budur.
c) Hz. Peygamber’in kendisine Son Saat’i soran Cebrail (as)’a “Kendisine soru sorulan, soruyu sorandan daha bilgili değildir” diye cevap verdiği de çok meşhur bir haber olarak eserlerimizde mevcuttur.(255) İşte Kur’an-Sünnet bütünlüğünün en önemli delillerinden birisi de bu hadis-i şeriftir.
Son Saat’in vaktinin bilinememesi insanların daima dikkatli ve hazır olmalarını sağlamaya yöneliktir. Dahası, korkunç bir felaketin vaktinin bilinmesi hayatın anlamını yitirmesine neden olacağı ve tehlikeli bir travmaya sebebiyet vereceği için Yüce Allah onun vaktini bütün mahlukattan gizli tutmuştur.