قُلْ اِنْ كَانَ لِلرَّحْمٰنِ وَلَدٌ فَاَنَا۬ اَوَّلُ الْعَابِد۪ينَ “De ki: Rahmân’ın herhangi bir çocuğu olsa(ydı), elbette (ona) kulluk edenlerin ilki ben olur(d)um!”
Ayetteki قُلْ [kul] emri “de ki”; اِنْ كَانَ [in kâne ] ifadesi “eğer olursa”; لِلرَّحْمٰنِ [li’r-rahmâni] ifadesi “Rahman için”; وَلَدٌ [veledün] kelimesi “herhangi bir çocuk”; فَاَنَا۬ [feene] zamiri “ben”; اَوَّلُ الْعَابِد۪ينَ [evvelü’l-‘âbidîne] tamlaması ise “ibadet edenlerin öncüsü (olurum)” demektir.
Burada Yüce Allah’ın hiçbir şekilde çocuk edinmediği gündeme getirilmektedir.
1. Yüce Allah Hz. Peygamber’e hitap ederek Allah’a çocuk isnat eden her kim varsa hepsini cevaplamasını sağlamakta ve “Rahmân’ın eğer çocuğu olsaydı ona ilk kulluk edenin kendisi olacağını ilan etmesini kendisine emretmektedir.
Yüce Allah, surenin 81-89. ayetlerinde tevhide vurgu yapmakta, gücünü hatırlatmakta, inkârcılara zaman tanıdığını bildirmekte, her yerde var olduğunu haber vermekte, katında hakka şahit olan melekler hariç hiç kimsenin şefaat yet kisinin olama yacağını ifade etmekte, buna göre muhataplarını bilgilendirmesini Hz. Peygamber’den istemektedir.
Zuhruf suresinin 15-19. ayetlerinde de ele aldığımız üzere, Mekkeli müşrikler ve çevrede yaşayan din mensupları Yüce Allah’a erkek veya kız çocukları isnadında bulunuyorlardı. Onların hepsine cevap vermek üzere İhlâs 112:3’te Yüce Allah’ın hiç kimseyi doğurtmadığı, yani hiçbir çocuğun babası olmadığı gibi hiç kimse tarafından da doğurulmadığı beyan edilmektedir.
İşte bu cümle, Yüce Allah’ın “baba” olmadığı, dolayısıyla hiç kimsenin doğumuna fiziksel anlamda etken olmadığı için kendisine çocuk isnadının çok büyük bir hata oluşturacağını ortaya koymaktadır. Aslında önce “doğmamak”, daha sonra “doğurmamak”tan söz edilmesi gerekirken, İhlâs 112:3’te ilk sırada Yüce Allah’ın hiç kimseyi “doğurtmaması” ifade edilmektedir. Bunun nedeni, Yüce Allah’a çocuk isnad eden bütün müşrikleri susturmaktır.
Ayette لَمْ تلِدْ [lem telid] kalıbı kullanılmadığı için, burada kast edilen anlam Yüce Allah’ın - [hâşâ]- anne olmadığını değil, hiç kimseyi doğurtmayan varlık anlamında “baba” olmadığını ortaya koymaktır. Yüce Allah anne de değildir, baba da değildir. Kur’an’ın indirildiği dönemde Allah’a çocuk isnadında bulunanların maksadı O’nu “baba” motifiyle buluşturmaktı.
İşte İhlâs 112:3. ayet bu algıyı kökünden reddetmektedir. Eşi de yoktur, çocuğu da yoktur. Dolayısıyla hiç kimsenin doğmasına fiziksel olarak neden olmadığı için “baba” da değildir. O sadece yaratandır; bütün babaları, anneleri ve çocukları O yaratmıştır; dolayısıyla annelik, babalık ve çocukluk sıfatlarından münezzehtir.
2. Bilindiği üzere, Mekkeliler, “Yüce Allah’ın çocukları var” diyerek, melekleri O’nun kızları sayıyor ve O’na kız çocuklar isnat ediyorlardı. Bu konuda Kur’an’da pek çok ayet(285) yer almaktadır. Yorumunu yapmakta olduğumuz ayetin öncelikle hedef aldığı kişiler, bu tür şirk içerisinde bulunanlardır. Öte yandan, cinlerle Yüce Allah arasında bir nesep ilişkisinin olduğunu sanarak, Yüce Allah’ın kız ve erkek çocukları olduğunu iddia edenler de vardı. En‘âm 6:100 ve Sâffât 37:158 gibi ayetlerde bunlar hakkında bilgiler yer almaktadır.
Dahası, bazı Hristiyanlar Hz. İsa’nın,(286) bazı Yahudiler Hz. Üzeyir’in,(287) hatta Yahudi ve Hristiyanlar bizzat kendilerinin “Yüce Allah’ın oğlu” olduklarını iddia ediyorlardı.(288) Bazı Mecusilerin “Hürmüz ve Ehremen Allah’ın oğullarıdır” şeklinde bir kabulü olduğu da iddia edilmektedir.(289) İşte, İhlâs suresinin üçüncü ayetinin ilk cümlesinde bütün bu iddiaların asılsız olduğu açıkça ortaya konulmakta olduğu gibi, yorumunu yapmakta olduğumuz Zuhruf 43:81’de de dolaylı ola rak bu iddialar reddedilmektedir.
Yüce Allah’ın çocukları yoktur. Bu konuda pek çok ayette(290) açık ifadeler yer almaktadır. Yüce Allah’ın çocuğu olamaz; çünkü O’nun benzeri gibi bir şey yoktur.(291) Bu gerçeğe rağmen konuyu ısrarla gündemde tutanları acıklı bir azap beklemektedir. Yüce Allah kesinlikle ve hiçbir şekilde çocuk edinmemiştir. Eğer çocuk edinmek isteseydi yarattığı şeylerden dilediğini çocuk edinirdi.(292) İşte bu ayet, Yüce Allah’ın hiçbir şekilde çocuk edinmediğini, yani hiç kimsenin babası olmadığını ilan etmektedir.
3. Ayette geçen اِنْ كَانَ لِلرَّحْمٰنِ وَلَدٌ ifadesiyle ilgili üç anlam ihtimali söz konusudur:
a) اِنْ كَانَ لِلرَّحْمٰنِ وَلَدٌ ifadesindeki اِنْ [in] edatının şart manası vermesi durumunda sözünü ettiğimiz hususlar aynen geçerlidir. Buna göre ayetin tercümesi şöyledir: “De ki: Eğer Rahm an’ın bir çocuğu olsa(ydı), elbette (ona) kulluk edenlerin ilki ben olur(d)um!”
b) Ancak bazı âlimlerimize göre buradaki اِنْ [in] edatı [nâfiye] yani “olumsuzluk” mana vermektedir. Bu durumda ayetin anlamı şöyle olur: “De ki: Rahm an’ın çocuğu olması mümkün değildir; (eğer olsa ona) ilk kul olan ben olurum.”(293) Bu tercümede “olamaz ya, eğer Rahmân’ın herhangi bir çocuğu olsa ona kulluk edenlerin ilki ben olurdum; sizden çok daha önce davranır, görevimi yapardım” mesajı yer almaktadır.
c) Burada aynı doğrultuda başka bir anlam daha mümkündür. Buna göre de ayet “De ki: Rahm an’ın çocuğu olması mümkün değildir. Ben (O’na) kulluk edenlerin öncüsüyüm” şeklinde anlaşılabilir. Bu durumda hem Yüce Allah’ın çocuk edinmediği vurgulanmış, hem de sadece O’na kulluk bilinci dile getirilmiş olmaktadır.
İşte bütün bu anlam ihtimalleri çerçevesinde ayette verilmek istenen mesaj bütün mutaplara tevhid duyarlılığı kazandırmak ve şirk denilen korkunç hataya bulaşılmamasını sağlamaktır.