Yüce Allah, surenin 66-80. ayetlerinde inkârcıların Son Saat’le ilgili duyarsızlıklarını, sahte dostlukların geçiciliğini, cennetliklere yönelik nimet vaatlerini ve suçluların mahşerdeki sıkıntılı hallerini dile getirmektedir.
ııı. (68-69. Ayetler): Takva Sahiplerine Yönelik Müjdeler
يَا عِبَادِ لَا خَوْفٌ عَلَيْكُمُ الْيَوْمَ وَلَآ اَنْتُمْ تَحْزَنُونَ اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا بِاٰيَاتِنَا وَكَانُوا مُسْلِم۪ينَ “Ey kullarım! Bugün size korku yoktur; siz üzülmeyeceksiniz de! Onlar ayetlerimize inanan ve Müslüman olan (kullar)dı.”
Buradaki يَا عِبَادِ [yâ ‘ıbâdi] hitabı “ey benim kullarım”; لَا خَوْفٌ [lâ havfun] ifadesi “korku yoktur, olmayacaktır”; عَلَيْكُمُ [‘aleyküm] ifadesi “size”; الْيَوْمَ [el-yevme] kelimesi “bugün”; وَلَآ اَنْتُمْ [ve lâ entüm] ifadesi “ve siz (şöyle de) olmayacaksınız”; تَحْزَنُونَ [tahzenûne] fiili “hüzünlenmektesiniz, hüzünlenmeyeceksiniz de”; اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا [ellezîne âmenû] ifadesi “(onlar) iman edenler(dir), iman etmiş kişiler(dir)”; بِاٰيَاتِنَا [biâyâtinâ] tamlaması “bizim ayetlerimize”; وَكَانُوا [vekânû ] fiili “ve onlar (şöyle) idiler”; مُسْلِم۪ينَ [müslimîne] kelimesi ise “teslim olanlar, Müslümanlar” demektir.
Burada Yüce Allah’ın muttaki kullarına yönelik mahşerdeki ihsanı ve ikram müjdesi gündeme getirilmektedir.
1. يَا عِبَادِ لَا خَوْفٌ عَلَيْكُمُ الْيَوْمَ وَلَآ اَنْتُمْ تَحْزَنُونَ “Ey kullarım! Bugün size korku yoktur; siz üzülmeyeceksiniz de!” Yüce Allah önceki ayette dile getirdiği muttaki kullarına yönelik seslenişini beyan etmekte, kendilerine يَا عِبَادِ [yâ ‘ıbâdi] “ey kullarım” diye hitap edeceğini haber vermektedir. يَا عِبَادِ ifadesinin sonunda يَا عِبَادِ ي [yâ ‘ıbâdî] şeklinde bir “mütekellim [yâ]”sı vardır; ancak [dâl] harfinin [kesra]sıyl a yetinildiği için düşürülmüştür.
Önceki ayette yer alan اَلْاَخِلَّآء [el-ehıllâ’] kelimesinin “sonu hüsranla biten dostluklar” için, عِبَاد [‘ıbâd] kelimesinin ise ödüle mazhar kılın acak yiğitler için kullanıldığını söylemek hatalı olmasa gerektir. İşte bu hitabın devamında onlara mahşer gününde hiçbir korkunun olmadığı ve kesinlikle de hüzünlenmeyecekleri müjdelenmektedir.
Kur’an’da mahşerde kimler için korku ve hüznün olmayacağı çeşitli ayetlerde(257) dile getirilmektedir. Bu bağlamda Yüce Allah “kullarım” diye onore ettiği bu muttakiler için Yûnus 10:62’de “Allah’ın dostları” ifadesini kullanmakta ve “Bilesiniz ki, Allah’ın dostlarına korku yoktur; onlar üzülmeyecekler de” müjdesini vermektedir. Rabbimizin dostluğunu kazanmayı başaranlar için “korku” yoktur ki bu korku mahşerle ilişkili olarak yorumlanabilir.
Onların “hüzünlenmemesi” ise dünyada bıraktıkları güzel hatıralar konusunda herhangi bir pişmanlık ve keder duymamaları olabileceği gibi,(258) cehennem korkusu taşımamaları manasında da anlaşılabilir.(259) Hatta Enbiyâ 21:103’e göre bu hüzünlenmemeyi “mahşerdeki korkunç hallerden güvende olmak” şeklinde de yorumlayabiliriz. Çünkü İnsân 76:11’de de beyan edildiği üzere, Yüce Allah onları o günün şerrinden korumuş olacağı için yüzlerine de sevinç ve parlaklık verecektir.
Bütün bu ifadelerden ve devam eden ayetlerdeki beyanlardan anlaşıldığına göre, bütün müminler Yüce Allah’ın dostlarıdır. Bunların dışında özel bazı isimler zikredip Rabbimizin genel olarak tanıttığı sıfatları, nitelikleri birtakım özel insanlarla sınırlı tutmak bu ve benzer ayetlere aykırı düşecektir. Dahası, [evliyâullâh] tamlamasını çeşitli çevrelerin kendilerine özel bir nitelik gibi tanıtmaları da kavramın evrensel mesajını daraltmaktan başka bir şey değildir.
2. اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا بِاٰيَاتِنَا وَكَانُوا مُسْلِم۪ينَ “Onlar ayetlerimize inanan ve Müslüman olan (kullar)dı.” Yüce Allah önce “muttakiler” olarak tanımladığı, ardından “kullarım” diye onore ettiği bu yiğitlerin dünya hayatında Allah’ın ayetlerine şeksiz şüphesiz bir şekilde iman ettiklerini, ilahi prensiplere bütünüyle teslimiyet gösterdiklerini haber vermektedir.
Demek ki muttaki olabilmek de Yüce Allah’ın “kullarım” hitabına muhatap olabilmek de kulların tercihlerine, fedakarlıklarına ve eylemlerine bağlıdır. Yüce Allah’ın ayetlerine gönülden iman edip teslimiyet gösterenler için mahşer bir ödül yurduna dönüşecek ve tarifi imkansız ödüller kendilerine ihsan edilmiş olacaktır. İşte devam eden ayetlerde yer alan ifadeler bunun bir göstergesi ve delilidir.