Yüce Allah, surenin 46-56. ayetlerinde Hz. Musa ile Firavun’un kıssasına kısaca temas etmekte, Firavun’un kendi kavmini nasıl hor ve hakir görüp aşağıladığını, onları itaate mecbur bıraktığını beyan etmektedir.
ıı. (55. Ayet): Feci Akıbetleri
فَلَمَّآ اٰسَفُونَا انْتَقَمْنَا مِنْهُمْ فَاَغْرَقْنَاهُمْ اَجْمَع۪ينَ “Böylece bizi öfkelendirdiklerinde onlardan intikam almış, hepsini (denizde) boğmuştuk.”
Ayetteki فَلَمَّآ اٰسَفُونَا [felemmââsefûnâ] fiili “bizi öfkelendirdikleri zaman”; انْتَقَمْنَا [intekamnâ] fiili “intikam almıştık”; مِنْهُمْ [minhum] ifadesi “onlardan”; فَاَغْرَقْنَاهُمْ [feağraknâhum] fiili “ve onları (denizde) boğmuştuk”; اَجْمَع۪ينَ [ecme‘îne] kelimesi ise “hepsini” demektir.
Burada Firavun ve adamlarının nasıl bir akıbet yaşadıkları gündeme getirilmektedir.
1. فَلَمَّآ اٰسَفُونَا انْتَقَمْنَا مِنْهُمْ “Böylece bizi öfkelendirdiklerinde onlardan intikam almıştık.” Yüce Allah Firavun’un azgın ve sınır tanımaz sapkın tutumunu bu şekilde dile getirdikten sonra, bütün bunların ilahi iradenin gazabını gerektirdiğini, bu yüzden zulmettikleri müminlerin intikamını kendilerinden aldığını ve sapkınların hepsini denizde boğup cezalandırdığını beyan etmektedir. Kur’an’da sadece burada geçen اٰسَفُو ا [âsefû] fiili “öfkelendirmek”, “kızdırmak”, “meydan okumak” şeklinde İsrailoğullarının Yüce Allah’a ve Hz. Musa’ya yönelik saygısız tutumlarını ortaya koymaktadır.
Daha önce yorumladığımız Zuhruf 43:25. ayette de ifade ettiğimiz üzere, Kur’an’da beş kez geçen فَانْتَقَمْنَا [fentekamnâ] “intikam almak”(199) fiili “bir nimeti azap ile çekip almak” demektir. Bu arada belirtelim ki Yüce Allah’a nispet edilen ve [intikâm] kelimesinin geçtiği bütün ayetlerde “zalimler”den, “haddini aşanlar”dan, “mücrim denilen suçlular”dan, “suçtan beslenenler”den, “fasıklar”dan, kısaca “ilahi azabı ve gazabı hak edenler”den söz edilmektedir.
İşledikleri zulmün karşılığında Yüce Allah’ın onlardan intikam alacağı, kendilerine hesap soracağı, bunların işlediği fiillerin karşılıksız bırakılmayacağı, fenalıklarının yanlarına kâr kalmayacağı ifade edilmek istenmektedir. Yoksa Yüce Allah’a verilen bir eksiklik veya O’nun -hâşâ- herhangi bir mağduriyeti ya da haksızlığa uğratılması gibi bir durum söz konusu değildir. Çünkü hiç kimsenin Yüce Allah’a zarar vermeye gücü yetemez.(200)
2. فَاَغْرَقْنَاهُمْ اَجْمَع۪ينَ “Hepsini (denizde) boğmuştuk.” Konuyla ilgili olarak benzer bir mesaj A‘râf 7:136’da şu şekilde zikredilmektedir: “Buna karşılık biz de ayetlerimizi yalanlamaları ve onları gafil olmaları/umursamamaları sebebiyle kendilerinden intikam almış ve onları denizde boğmuştuk.”
İşte İsrailoğulları Firavun’u tercih edip Hz. Musa’nın davetini reddettikleri için bu duyarsızlıklarının sonunda denizde boğularak helak edilmişlerdi. Kur’an’da Firavun’un ve beraberindekilerin denizde boğulup helak edildiği çeşitli ayetlerde haber verilmektedir.(201) Onların denizde boğulmaları hakkında geniş bilgileri Tâhâ 20:77-79’da ve Şu‘arâ 26:63-65’te verdiğimiz için burada detaya girmek istemiyoruz.