ı. (46-47. Ayetler): İnkârcıların Ayetlerle Alay Edişi
وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا مُوسٰى بِاٰيَاتِنَآ اِلٰى فِرْعَوْنَ وَمَلَا۬ئِه۪ فَقَالَ اِنّ۪ي رَسُولُ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ فَلَمَّا جَآءَهُمْ بِاٰيَاتِنَآ اِذَا هُمْ مِنْهَا يَضْحَكُونَ “Yemin olsun ki biz Musa’yı delillerimizle Firavun’a ve yöneticilerine göndermiştik de (Musa) ‘Ben âlemlerin Rabbinin elçisiyim.’ demişti. Onlara delillerimizi getirince hemen onlara gülmüşlerdi.”
Buradaki وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا [velekad arselnâ] fiili “yemin olsun ki göndermiştik”; مُوسٰى [mûsâ] kelimesi “Musa’yı”; بِاٰيَاتِنَآ [biâyâtinâ] tamlaması “bizim ayetlerimizle, delillerimizle”; اِلٰى فِرْعَوْنَ [ilâ fir’avne] sözcüğü “Firavun’a”; وَمَلَا۬ئِه۪ [ve meleihî] kelimesi “ve onun seçkin yöneticilerine”; فَقَالَ [fekâle] fiili “demişti ki”; اِنّ۪ي [innî] ifadesi “muhakkak ki ben”; رَسُولُ [rasûlü] kelimesi “elçisi(yim)”; رَبِّ الْعَالَم۪ينَ [rabbi’l-‘âlemîne] tamlaması “âlemlerin Rabbi’nin”; فَلَمَّا جَآءَهُمْ [felemmâ câehum] fiili “onlara geldiği zaman”; بِاٰيَاتِنَآ [biâyâtinâ] tamlaması “bizim ayetlerimizle, delillerimizle”; اِذَا هُمْ [izâ hum] ifadesi “birden, bir de bakarsın ki onlar”; مِنْهَا [minhâ] ifadesi “onlardan, o (deliller) nedeniyle”; يَضْحَكُونَ [yadhakûne] fiili ise “gülmekteler(di), gülmeye başlarlardı” demektir.
Burada Hz. Musa’nın Firavun’a ve seçkin yöneticilere gönderilişi ve onların alaycı tavırları gündeme getirilmektedir.
Hz. Musa’nın kıssası hakkında genel bilgileri Tâhâ 20:9’da vermiştik. Ayrıca A‘râf 7:103-168, Yûnus 10:75-93, İbrâhim 14:5-8, İsrâ 17:101-104, Meryem 19:51-53, Tâhâ 20:9-98, Enbiyâ 21:48-50, Furkân 25:35-36, Şu‘arâ 26:10-68, Neml 27:7-14, Kasas 28:4-46, Sâffât 37:114-119, Mü’min 40:23-37 ve Kamer 54:41-42’de çeşitli açıklamalar yaptığımız için burada herhangi bir detay vermeyeceğiz.
Yüce Allah, surenin 46-56. ayetlerinde Hz. Musa ile Firavun’un kıssasına kısaca temas etmekte, Firavun’un kendi kavmini nasıl hor ve hakir görüp aşağıladığını, onları itaate mecbur bıraktığını beyan etmektedir.
1. وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا مُوسٰى بِاٰيَاتِنَآ اِلٰى فِرْعَوْنَ وَمَلَا۬ئِه۪ فَقَالَ اِنّ۪ي رَسُولُ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ “Yemin olsun ki biz Musa’yı delillerimizle Firavun’a ve yöneticilerine göndermiştik de (Musa) ‘Ben âlemlerin Rabbinin elçisiyim.’ demişti.” Yüce Allah Mekkeli müşrikler Hz. Peygamber’in risaletini nasıl beğenmemiş, ona karşı bir kibir içerisine girmişler, Zuhruf 43:31. ayette geçtiği gibi “iki şehirden büyük birine indirilseydi ya” demişlerse, aynı kibri Firavun’un da Hz. Musa’ya gösterdiğini hatırlatmak üzere Hz. Musa’nın kıssasına bu ayet grubunda yer vermektedir. Zira Mekkeli müşrikler gibi Firavun da Hz. Musa’ya karşı Zuhruf 43:51. ayette de dile getirildiği gibi, “Mısır’ın mülkü benim elimde” diyerek kibir göstermişti.
Yüce Allah, Hz. Musa’yı çeşitli delillerle Firavun’a ve seçkin yöneticilerine gönderdiğini, onun da kendi konumunu yani âlemlerin Rabbi Allah’ın elçisi olduğunu kendisine ilettiğini haber vermektedir.
a) وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا مُوسٰى بِاٰيَاتِنَآ اِلٰى فِرْعَوْنَ وَمَلَا۬ئِه۪ “Andolsun ki biz Mûsâ’yı ayetlerimizle Firavun’a ve yönetici seçkinlerine göndermiştik.” Konuyla ilgili olarak Yûnus 10:75’te şöyle buyrulmaktadır: “Sonra onların ardından da Musa ile Harun’u ayetlerimizle Firavun’a ve yönetici seçkinlerine göndermiştik; fakat onlar kibirlenmiş ve günahkâr bir toplum olmuşlardı.” A‘râf 7:103, Tâhâ 20:22-23, 42 ve Şu‘arâ 26:15’te de açıkladığımız üzere, Hz. Musa’ya ve Hz. Harun’a verilen deliller [‘asâ] “değnek”(171) ve [yed-i beydâ’] “beyaz el”(172) olabilir.
Ayrıca “ayetler”, tebliğde uymaları istenen “yumuşak söz söylemek”,(173) “arınmasını, böylece gerçeği hatırlayıp saygı duymasını sağlamak”(174) şeklindeki ilkeler olarak da düşünülebilir. Dahası, bu kapsamda Rabbimizin özellikle Hz. Musa’ya ilk hitabında dile getirdiği prensipler de söz konusu edilebilir. Bunlar, “Allah’tan başka hiçbir ilâh olmadığı, sadece O’na kulluk edilmesi ve namazı O’nu anmak için kılmak gerektiği, Son Saat’in mutlaka geleceği, iman etmeyip nefsine uyanların insanları Allah yolundan saptırmaması için çalışılmasının zorunluluğu”(175) şeklinde sıralanabilir.
Hz. Musa’ya ve Hz. Harun’a verilen ayetler, deliller, belgeler, mucizeler Kehf 18:101’de beyan edilen “dokuz beyan, dokuz mucize” olarak da anlaşılabilir.(176) Bunlar “tufan”,(177) “[‘asâ]”,(178) “[yed-i beydâ’]”,(179) “denizin yarılması”,(180) “kendisinden on iki su fışkıran kaya”,(181) “çekirge sürüsü ve kımıl (yaban sineği)”,(182) “kurbağa istilası”,(183) “suyun kana dönüşmesi”(184) ve “dağın onların üzerine kaldırılması”dır.(185)
b) فَقَالَ اِنّ۪ي رَسُولُ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ “(Musa) ‘Ben âlemlerin Rabbinin elçisiyim’ demişti.” Yüce Allah, Hz. Musa’yı Firavun’a gönderdiğini beyan ettikten sonra, Hz. Musa’nın da kendi konumunu açıkça ifade etmek üzere, âlemlerin Rabbi’nin gönderdiği, görevlendirdiği elçisi olduğunu ona söylediğini belirtmektedir.
Aynı konunun ele alındığı A‘râf 7:104’te şöyle buyrulmaktadır: “Musa şöyle demişti: Ey Firavun! Ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim.” Bu ayette Hz. Musa risaletle ilgili konumunu açıkça ortaya koymakta, söylemlerinin kendisine ait olmadığını, aksine âlemlerin Rabbi olan Allah tarafından gönderilmiş bir elçi olduğunu Firavun’un yüzüne baka baka adeta haykırmıştır.
2. فَلَمَّا جَآءَهُمْ بِاٰيَاتِنَآ اِذَا هُمْ مِنْهَا يَضْحَكُونَ “Onlara delillerimizi getirince hemen onlara gülmüşlerdi.” Yüce Allah Hz. Musa’nın Firavun’a ve seçkin yöneticilerine ayetlerini götürdüğünde onların bu duruma güldüklerini, yani sunduğu “asa”, “beyaz el”(186) vb. delilleri veya Hz. Musa’nın tebliğ ettiği hakikatler bağlamında tek ilah anlayışı ve tevhid prensiplerini alaya aldıklarını haber vermektedir. Firavun’un uyguladığı bu kibri İblis kaynağından başlayıp Mekkeli müşriklere, oradan da bütün zamanların istikbar (büyüklenme) tavırlılarına uzanan bir hastalık olarak sürmektedir.
Ayette zikredilen اِذَا هُمْ [izâ hum] “bir de bakarsın ki onlar” ifadesi “anilik” manası veren اِذَا [izâ] edatı gereği, Firavun ve adamlarının Hz. Musa’nın kendilerine ilettiği ayetleri duyduklarında onu hiç ciddiye almadıklarını, zaman geçirmeden hemen o ayetler, yani deliller nedeniyle gülmeye başladıklarını, ayetleri alaya aldıklarını göstermektedir.