حٰمٓ وَالْكِتَابِ الْمُب۪ينِ “[Hâ]. [Mîm]. Apaçık Kitaba yemin olsun ki.”
Buradaki حٰمٓ [hâ mîm ] harfleri “mukatta‘a harfleri”; وَالْكِتَابِ [ve’l-kitâbi] kelimesi “kitaba, Kur’an’a yemin olsun”; الْمُب۪ينِ [el-mübîni] kelimesi ise “açıklayıcı, apaçık” demektir.
Burada iki harfe yemin edilerek vahyin apaçık ve açıklayıcı oluşu gündeme getirilmektedir.
1. حٰمٓ “[Hâ]. [Mîm].” Kur’an’da 29 surenin başında bulunan, hecelenerek ve kesik kesik okundukları için kendilerine [hecâ ] veya [mukatta‘a] denilen harflerden iki tanesi bu surenin başında yer almaktadır. Mukatta‘a harfleri hakkında detaylı bilgileri Bakara 2:1’de verdiğimiz için burada aynı şeyleri tekrarlamayacağız.
Kur’an’da iki harfli [mukatta‘a] harfi kalıplarından birisi olan حٰمٓ [hâ mîm] kullanımı altı(1) surenin başında bulunmaktadır. Bu surelere bu nedenle [havâmîm] denmektedir. Bu iki harf hakkında ilk kullanıldıkları Fussilet 41:1’de bilgi verdiğimiz için burada benzer şeyleri tekrarlamayacağız.
Şu kadarını aktarmakla yetinelim: Yüce Allah bu harflere yemin ederek bilginin, vahyin ve hakikatin önemini vurgulamak istemiş olabilir. Böylece önce harfe, sonra kelimeye, ardından cümleye, peşinden ayete ve nihayet ilahi vahye dikkat çekiliyor diyebiliriz. Bu haliyle söz konusu harfler bilginin önemini vurguluyor da denebilir. Gerçeği sadece ve sadece Yüce Allah bilir.
Bu bağlamda İbn Abbâs’tan gelen bir rivayete göre, الٓرٰ [elif lâm râ], حٰمٓ [hâ mîm] ve نٓ [nûn] harfleri bir araya getirilse اَلرَّحْمٰن [er-rahmân] sıfatı elde edilmektedir.(2) İşte bu yorumda yer alan harfler arasında [hâ] ve [mîm] harfleri bulunmaktadır. Ayrıca bu iki harf Yüce Allah’ın [rahmân] ve [rahîm] sıfatlarında geçtiği için Allah’ın rahmet ve merhametine işaret olarak da kabul edilebilir. Bazı âlimlerimize göre bu harfler surenin ismidir.(3) Dahası [hâ] harfinin “hamd”e, [mîm] harfinin de Hz. Peygamber’e işaret olması da mümkündür.(4)
2. وَالْكِتَابِ الْمُب۪ينِ “Apaçık Kitab’a yemin olsun.” Yüce Allah ilk ayette mukatta‘a harflerine yemin ettikten sonra, bu ayette de apaçık kitaba yani Kur’an’a yemin etmektedir. Kur’an’da yeminlerin bulunma nedenleri hakkında Müddessir 74:32’de açıklamalarda bulunacağımız için burada aynı bilgileri tekrarlamayacağız. Şu husus bilinmelidir ki Kur’an’da kendisine yemin edilen şeyler hem çok önemlidir hem de insanların şahitleri kılınacaklardır. Bu çerçevede yorumunu yapmakta olduğumuz ayette de “apaçık kitab”a yemin edilmektedir.
Surenin başındaki [hâ] ve [mîm] harfleri tek başına doğrudan ve bilinen anlamda bir mana vermiyor gibi görünse de onların oluşturduğu kelimeler ve cümleler ilahi mesajı ortaya koymaktadır. Böylece Yüce Allah maksadını önce Kur’an,(5) sonrasında ise bütün önceki ilahi mesajlar olarak belirlemiş olmaktadır. Bu yaklaşıma göre, ayetlerin mesajları evrensel olarak insanlık tarihini kapsamakta ve bütün ilahi mesajların kaynak ve ruh birlikteliğini ortaya koymaktadır.
Ayette الْكِتَاب [el-kitâb] kelimesinin sıfatı الْمُب۪ين [el-mübîn] şeklinde belirlenmiştir. Kur’an Tefsiri’mizin ilk cildinde de açıkladığımız üzere, Kur’an’ın isimlerinden birisi de الْمُب۪ين [el-mübîn] kelimesidir. Kur’an’da 119 kez geçen [mübîn/el-mübîn] kelimelerinin bir bölümü vahyin/ Kur’an’ın sıfatı için kullanılmaktadır.(6) Bu sıfat, Kur’an’ın hem “açıklayıcı, beyan edici, açığa çıkarıcı, ayırt edici” özelliğini, hem de “apaçık” olduğunu, yani halinin ne olduğunun apaçık belli olduğunu, tanıtılmasına gerek olmadığını, helal ve haramları açıkça ortaya koyduğunu(7) ifade eder.
Hûd 11:1-2’de belirtildiği gibi, Kur’an’ın ayetleri bizzat Yüce Allah tarafından açıklanmıştır. Bu sebeple bazı ayetler [mübeyyin], bazıları ise [mübeyyen]dir; bazıları [müfessir], bazıları da [müfesser]dir.
Başka bir ifadeyle bazı ayetler “açıklayıcı”, bazıları ise “açıklanmış” konumdadır. Böylece açıklayıcılığının sonunda kitap bütünüyle apaçıktır. Ayrıca dilinin ve ifade üslubunun gayet güzel, maksadını dilediği gibi anlattığı, fasih ve beliğ manasına da geldiği bilinmelidir. الْمُب۪ين [el-mübîn] kelimesi Kur’an’ın isimlerinden olan [el-beyân] ve [el-beyyineh] kelimelerinin sıfat halidir.
Burada Kur’an’ın الْمُب۪ين [el-mübîn] olarak nitelendirilmesi bu surede anlatılacak olan konuların apaçık bir şekilde hakikatin ortaya konulacağı mesajını da içermektedir. Vahyin dile getirdiği konular Yüce Allah’ın net bir şekilde ortaya koyduğu ve yeri geldikçe de detay verdiği meselelerdir. Bir taraftan Mekkeli müşriklerin bozuk inanışları, diğer taraftan eski kavimlerin sapkın tutumları gündeme getirilerek insanlığın hak ve hakikatin izini sürmeleri sağlanmak istenmektedir.