Yüce Allah surenin 23-30. ayetlerinde, inkârcı insanlara çeşitli sorular sordurmakta, dikkatleri kıyamete ve mahşere çe kmekte, onların alay konusu edindikleri kıyametin bilgisinin sadece kendisinde olduğunu bildirerek, o günde inkârcıların yüzlerinin alacağı hali tanıtmaktadır. Sonrasında inançlı insanın Allah bilinci gündeme getirilmekte ve O’ndan bağımsız bir hayatın düşünülemeyeceği muhataplara haber verilmektedir.
Surenin son grubunda yer alan sekiz ayetin altı tanesinin başında قُلْ [kul] emri getirilmektedir. Bunun amacı, daha önce de ifade ettiğimiz gibi, bu ayetlerin [kelime-i tevhîd] in adeta ispat kısmını oluşturmasıdır. قُلْ [kul] emri, vahyin ışığında doğru ve ideal akıl inşa etmeyi amaçlayan bir hitaptır.
Söylenmek istenen şudur: Yüce Allah, kendisini nasıl tanıtıyorsa O’nu öyle tanıyıp anlayın; başkalarına ait sözleri Allah’ı tanımada ve tanıtmada kullanmayın. Aklınızı ve bilincinizi vahiy inşa etsin; başka unsurların sahte görüntülerine hayatınızda yer vermeyin.
ı. (25. Ayet): Kıyametle Alay Etmeleri
وَيَقُولُونَ مَتٰى هٰذَا الْوَعْدُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ “(İnkârcılar) ‘Doğruysanız bu vaat (Son Saat) ne zamanmış!’ derler.”
Ayetteki وَيَقُولُونَ [veyekûlûne] fiili “ve derler ki, söylerler ki, (şöyle) diyorlar”; مَتٰى [metâ] edatı “ne zamanmış!”; هٰذَا الْوَعْدُ [hâze’l-va‘dü] ifadesi “bu vaad, kıyamet, diriltilme, azap”; اِنْ كُنْتُمْ [in küntüm] ifadesi “eğer (şöyle) iseniz”; صَادِق۪ينَ [sâdikîne] kelimesi ise “samimi kişiler, doğru söyleyenler” demektir.
Burada inkârcıların Son Saat ve sonrasıyla ilgili alaycı sözleri gündeme getirilmektedir.
Bu ayet Kur’an’da altı kez(145) geçmekte ve kullanıldığı her yerde kıyameti, mahşeri ve azabı inkâr edenlerin alaycılıkları söz konusu edilmektedir. Bu doğrultuda ayetteki يَقُولُونَ [yekûlûne] fiiline “demek, söylemek” anlamı verilebileceği gibi, “meydan okumak”, “sormak” ve “alay etmek” anlamları da verilebilir. Çünkü müşriklerin veya inkârcıların psikolojileri bunu gerektirmektedir.
Ayrıca ayetteki هٰذَا الْوَعْدُ [hâze’l-va‘dü] ifadesi “tehdit edildikleri azap”, “kıyamet günü”, “mahşer” demektir.(146) Zâriyât 51:12 ve Kıyâmet 75:6’da da aynı alaycılık söz konusu edilmektedir. Kendilerine vadedilen şey, tehdit edildikleri azap veya kıyamet-mahşer süreci ile cehennem ateşiydi. Benzer alaycılık ifadeleri Secde 32:28’de [el-feth] kelimesiyle de dile getirilmektedir.
Gerçeği anlasınlar ve yaşasınlar diye Yüce Allah’ın insanoğluna ikram ettiği çeşitli nimetlerin kadrini ve kıymetini bilmeyen inkârcılar, hiçbir şekilde yapmamaları gereken şeyleri yapar olmuşlardı. İmanlı olması istenenler inkârcılığı tercih etmişler, iman savunucularını ise tehditle ve alaycılıkla susturmaya çalışmışlardır.
Onlar Yüce Allah’ı doğru tanıma hususunda bilinçlendirilmeye çalışılırken, tam aksi istikamette tepki vermişler ve başta Hz. Peygamber olmak üzere tebliğ yapan müminlerle alay etmişlerdi. Bu durum eskiden böyle olduğu gibi şimdi de aynıdır; muhtemelen gelecekte de devam edecektir. Zaten ayette kullanılan يَقُولُونَ [yekûlûne] fiilinin kalıbı geniş zamandadır ve bu alaycılığın devam edeceğini ortaya koymaktadır.