Yüce Allah, surenin 81-89. ayetlerinde tevhide vurgu yapmakta, gücünü hatırlatmakta, inkârcılara zaman tanıdığını bildirmekte, her yerde var olduğunu haber vermekte, katında hakka şahit olan melekler hariç hiç kimsenin şefaat yet kisinin olama yacağını ifade etmekte, buna göre muhataplarını bilgilendirmesini Hz. Peygamber’den istemektedir.
ııı. (89. Ayet): İnkârcılardan Yüz Çevirme
فَاصْفَحْ عَنْهُمْ وَقُلْ سَلَامٌ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ “(Şimdilik) onlardan yüz çevir ve (onlara) ‘Selam!’ de! İleride (gerçeği) bilecekler!”
Ayetteki فَاصْفَحْ [fasfah ] emri “yüz çevir”; عَنْهُمْ [‘anhum] ifadesi “onlardan”; وَقُلْ [vekul] emri “ve (onlara) de ki”; سَلَامٌ [selâmun] kelimesi “esenlik dileği, (size) selam olsun”; فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ [fesevfe ya‘lemûne] fiili ise “ileride, er ya da geç (gerçeği) bilecekler” demektir.
Burada Hz. Peygamber’e yönelik bir davranış öğretisi ile inkârcılara yönelik bir tehdit gündeme getirilmektedir.
Yüce Allah Hz. Peygamber’in kavminin iman etmemesiyle ilgili şikayetini naklettikten sonra, kendisine yönelik olarak onlardan güzelce ayrılmasını, kendilerine esenlik dilemesini ifade ederek, ileride gerçeğin farkına varacaklarını haber vermektedir.
Ayetin sonundaki فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ [fe sevfe ya‘lemûne] ifadesi inkârcılara yönelik bir tehdittir. Verilmek istenen mesaj açıktır: Eğer gerçeğe kulak vermezler, hak ve hakikatin izini takip etmezlerse er ya da geç bunun ne korkunç bir akıbete hazırlanmak olduğunu bileceklerdir.
Ayette geçen اصْفَحِ [ısfah] kelimesi “müsamahalı muamelede bulunmak”, “hoşgörülü davranmak”, “olgunlukla karşılamak” gibi anlamlar içermektedir. Dolayısıyla verilmek istenen mesaj, inkârcı ve müşriklere davranışta dışlayıcı bir üslup takınmamak gerektiğini öğretmekle ilişkilidir.
Bu kelimenin değişik kalıpları Kur’an’da sekiz kez geçmekte ve ikisi yorumunu yapmakta olduğumuz ayette olmak üzere yedi kez(322) “af, mağfiret, bağışlama” içeriklerinde kullanılmaktadır. Buradan hareketle, bu ayette de muhataplara bağışlayıcı ve hoşgörülü bir üslupla yaklaşılması gerektiği üzerinde duruluyor demektir.
Konuyla ilgili olarak Müzzemmil 73:10’da şöyle buyurulmaktadır: “O (müşriklerin) söylediklerine karşı (inancında) sabırlı (kararlı) ol ve onlardan güzellikle uzaklaş.” Yüce Allah, inkârcıların olumsuz tavırlar sergileyeceğini Hz. Peygamber’e haber vererek, onlarla nasıl bir ilişki içerisinde bulunması gerektiğini kendisine öğretmektedir.
Bu bağlamda, incitici söz ve davranışlara karşı direnç göstermek ilk emirdir; inkârcı düşmanlardan güzelce uzaklaşmak da ikinci görev olarak belirlenmektedir.
Kur’an’da yer alan “inkârcılardan güzelce uzaklaş” emri, aslında onların “davranışlarından uzaklaşma”yı içermektedir. Kasas 28:55’te yer alan “Selâm size, yolunuz açık olsun; biz kendini bilmezlerle bir arada bulunmak istemeyiz” ifadesi gereği, inkârcılarla iletişimde gözetilecek esas, onlarla alaya veya hakarete dönüşecek konuşmalar yapmamak ve bu şartlarda aynı ortamı paylaşmamaktır.
Benzer bir anlam, Furkân 25:63’te söz konusudur: “Kendini bilmezlerle karşılaştıklarında ‘selâm’ der geçerler.” Buradaki mümin özelliği de aynı anlamı içermektedir. “Onlardan yüz çevir, onlara nasihate devam et, kendilerine açık ve etkili sözler söyle”(323) ayetinde öne çıkan mesaj da bu şekildedir. Yüz çevirmek, ebediyyen irtibatı kesmek şeklinde anlaşılmamalıdır.
Bütün bu örnekler ışığında söylemek istediğimiz şudur: Yorumunu yapmakta olduğumuz ayetteki “Onlardan güzelce ayrıl” emri, konuyla ilgili ayetleri doğru anlamada çok önemli bir yer tutmalıdır. Diğer ayetleri de bu ayet ışığında anlamak durumundayız.
A‘râf 7:199’da olduğu gibi, eğer muhataplar şiddetli bir inkârın içerisindeyseler, bu takdirde onlardan yüz çevrilmesi istenir; ancak yine ilişkinin tamamen kesilmesi üzerinde durulmaz. Bugün yüz çevirenlerin yarın hakkı kabul etmeyeceklerinin garantisi hiç kimsede yoktur.
Biz tebliğle yükümlüyüz; alay ve hakaretten uzak durmalı, durum neyi zorunlu kılıyorsa ona göre davranmalıyız. Şartlar mutlaka ayrılmayı gerektiriyorsa, geçici sürelerle ayrılmakla yetinmeliyiz. Çünkü onların yeniden kazanılması için tebliğe devam etmekle yükümlüyüz.
En‘âm 6:69’da verilmek istenen mesaj da bu istikamettedir. Ayetin meali şöyledir: “[Takva] (duyarlılık) sahiplerine, onların (inkârcıların) hesabından herhangi bir şey (sorumluluk) yoktur. Fakat belki [takva]lı (duyarlı) olurlar diye (gerçekleri onlara) hatırlatmak (gerekir).”
Konuyu böyle anlayıp tebliğ görevini sürdürebilen yiğitlere selam olsun.