Yüce Allah, surenin 81-89. ayetlerinde tevhide vurgu yapmakta, gücünü hatırlatmakta, inkârcılara zaman tanıdığını bildirmekte, her yerde var olduğunu haber vermekte, katında hakka şahit olan melekler hariç hiç kimsenin şefaat yetkisinin olamayacağını ifade etmekte, buna göre muhataplarını bilgilendirmesini Hz. Peygamber’den istemektedir.
ı. (84. Ayet): Tek İlah Oluşu
وَهُوَ الَّذ۪ي فِي السَّمَآءِ اِلٰهٌ وَفِي الْاَرْضِ اِلٰهٌ وَهُوَ الْحَك۪يمُ الْعَل۪يمُ “Gökteki ilah da O’dur; yerdeki ilah da. O, [el-hakîm]dir (hükmünde hikmet sahibidir); [el-‘alîm]dir (her şeyi bilendir).”
Ayetteki وَهُوَ [vehuve] zamiri “O”; الَّذ۪ي فِي السَّمَآءِ [ellezî fi’s-semâi ] ifadesi “gökte de olan”; اِلٰهٌ [ilâhun] kelimesi “ilah(tır)”; وَفِي الْاَرْضِ [vefi’l-ardı] ifadesi “yerde de”; اِلٰهٌ [ilâhun] kelimesi “ilah(tır)”; وَهُوَ [vehuve] zamiri “O”; الْحَك۪يمُ [el-hakîmu] sıfatı “(her işinde) hikmetli olan, hikmetsiz iş yapmayan(dır)”; الْعَل۪يمُ [el-‘alîmu] sıfatı ise “(her şeyi) çok iyi bilen(dir)” demektir.
Burada Yüce Allah’ın göklerde ve yerde tek ilâh oluşu gerçeği ile konuyla ilgili iki sıfatı gündeme getirilmektedir.
1. وَهُوَ الَّذ۪ي فِي السَّمَآءِ اِلٰهٌ وَفِي الْاَرْضِ اِلٰهٌ “Gökteki ilah da O’dur; yerdeki ilah da.” Yüce Allah çocuk sahibi olmaktan münezzeh olduğunu, bütün mahlukatın Rabbi olduğunu, inkârcıların kendi hezeyanları içerisinde bırakılmaları gerektiğini beyan ettikten sonra, bu defa göklerde ve yeryüzünde yegâne ilâhın kendisi olduğunu bildirmektedir.
Bu ifadesiyle Yüce Allah göklerde ve yeryüzünde yani bütünüyle mahlukatın varlık âleminde kulluk edilmeye layık yegane kudretin kendisi olduğunu bildirmiş olmaktadır. Dahası Fâtır 35:40, Ahkâf 46:5 ve Tûr 52:36 gibi ayetlerde de belirtildiği gibi, yaratıcılığı ve idare ediciliği hususunda herhangi bir ortağının bulunmadığını, Yûnus 10:3, Ra‘d 13:2, Secde 32:5 gibi ayetlerde de dile getirildiği üzere bütün mahlukatı kendisinin idare ettiğini, bu noktada da tek olduğunu ifade etmektedir.
Yorumunu yapmakta olduğumuz ifadenin bir benzeri de En‘âm 6:3’te şu şekilde geçmektedir: “O, göklerde ve yerde (tek) Allah’tır. Gizlinizi, açığınızı bilir; (ayrıca hayır ve şerden) ne kazanmakta olduğunuzu da bilir.” Bu iki ayet Yüce Allah’ın her yerde olduğunun açık bir delilidir.
Buna göre Mülk 67:16-17’de geçen مَنْ فِي السَّمَآءِ [men fi’s-semâi] “gökteki zat” ifadelerinde herhangi bir “mekân” değil bir “makam” kastının olduğunu, Rabbimizin “mekân olarak yüksekliğine” değil, “makam olarak yüceliğine” değinildiğini söylemek gerekmektedir. Kur’an’da Yüce Allah’a herhangi bir mekân tahsisinden söz edilmediğini, çünkü O’nun her yerde hazır ve nazır olduğunu ifade etmek zorundayız.
Yüce Allah’ın kişiye yakınlığı,(298) herkese şah damarından,(299) ölmekte olan kişiye de çevresindekilerden çok daha yakın olması,(300) kişiyle kalbi arasına girebilecek özellikte bulunması,(301) gizli gizli konuşanlarla birlikteliği(302) ve kişiler her neredelerse Yüce Allah’ın da onlarla birlikte orada olması(303) gibi ayetler Yüce Allah’ın mekândan münezzeh olduğunu, her an her yerde bulunduğunu açıkça göstermektedir.
Bu gerçeğin ışığında yorumunu yapmakta olduğumuz ayetteki mesajın mecaz olduğunu ve Yüce Allah’ın bulunduğu mekânı değil, makamı ve insanlar üzerindeki erişilmez kuvvet ve kudretini ifade ettiğini belirtmeliyiz. Bizim Kur’an bütünlüğünde ayetlerden anlayabildiğimiz budur; gerçeği elbette sadece Rabbimiz bilmektedir.
2. وَهُوَ الْحَك۪يمُ الْعَل۪يمُ “O, [el-hakîm]dir (hükmünde hikmet sahibidir); [el-‘alîm]dir (her şeyi bilendir).” Yüce Allah tek ilah olduğu gerçeğini dile getirdikten sonra ayetin sonunda iki sıfatına dikkat çekmektedir. Bunlar Rabbimizin الْحَك۪يم [el-hakîm] yani “her işinde hikmetli olan, hikmetsiz iş yapmayan” sıfatı ile الْعَل۪يم [el-‘alîm] yani “her şeyi çok iyi bilen” sıfatlarıdır. Bu kelimelerin başında yer alan [elif lâm] takıları Rabbimizin hükümlerindeki hikmetine ve bilgi sahibi oluşundaki eşsizliğe ve erişilmezliğe dikkat çekmektedir. Gerçek manada hikmetli iş yapan ve hikmet sahibi olan kudret Yüce Allah’tır; gerçek anlamda bilgi sahibi olan da sadece ve sadece O’dur.
Ayette zikredilen Yüce Allah’ın [el-‘alîm]/ [‘alîm ] ve [el-hakîm]/ [hakîm] sıfatları birlikte çeşitli ayetlerde(304) de ifade edilmektedir. Yüce Allah her şeyi hakkıyla, aracısız bir şekilde ve tam olarak bilmektedir. Ayrıca Yüce Allah verdiği hükümlerde de sınırsız hikmet sahibidir; çünkü O, hikmetsiz bir işle asla anılamaz.
Bir önceki ayetle bağlantılı olarak düşünüldüğünde Yüce Allah’ın الْحَك۪يم [el-hakîm] sıfatı, müşrikleri kendi hezeyanları, alaycılıkları ve oyunları içinde bırakması gerektiği hükmünü kendisinin isabetli bir şekilde vermiş olduğunu, bu arada الْعَل۪يم [el-‘alîm] sıfatı da bu hükmünü eşsiz ve erişilmez bilgisiyle verdiğini göstermektedir.