فَاَهْلَكْنَآ اَشَدَّ مِنْهُمْ بَطْشًا وَمَضٰى مَثَلُ الْاَوَّل۪ينَ “Biz bunlardan daha zorba olanları da helak etmiştik. (Nitekim) öncekilerin örneği geçmiştir.”
Ayetteki فَاَهْلَكْنَا [feehleknâ] fiili “helak etmiştik”; اَشَدَّ [eşedde ] kelimesi “daha şiddetli (olanını)”; مِنْهُمْ [minhum ] ifadesi “onlardan”; بَطْشًا [batşen] kelimesi “güç bakımından, zorbalık açısından”; وَمَضٰى [vemedâ] fiili “ve geçmişti”; مَثَلُ الْاَوَّل۪ينَ [meselü’l-evvelîne] tamlaması ise “öncekilerin misali” demektir.
Burada eski dönemlerdeki kavimlerin de helak edildiği bilgisi gündeme getirilmektedir.
1. فَاَهْلَكْنَآ اَشَدَّ مِنْهُمْ بَطْشًا “Biz bunlardan daha zorba olanları da helak etmiştik.” Yüce Allah önceki kavimlerin peygamberlerini yalanlayıp onlarla alay etmelerinin sonrasında sonrakilerden daha güçlü olan o kavimleri de helak ettiğini beyan ederek, esasında Mekkeli müşriklerin ve diğerlerinin bundan dersler çıkarmaları gerektiğini ifade etmek istemektedir.
Konuyla ilgili olarak Fâtır 35:44’te şöyle buyrulmaktadır: “Kendilerinden çok daha güçlü olan öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görmek üzere yeryüzünde hiç mi gezip dolaşmadılar! Ne göklerde ne de yerde Allah’ı âciz bırakacak hiçbir şey (güç) yoktur. Muhakkak ki O (Allah, her şeyi) bilendir; çok güçlüdür.” Kâf 50:36’da da şöyle buyurulmaktadır: “Biz, onlardan önce kendilerinden çok daha güçlü olan, (ölümden kurtulmak için) ‘sığınılacak bir yer var mı’ diye diyar diyar dolaşan nice nesilleri helak etmişizdir.”
Yüce Allah Mekkeli müşriklerden çok daha kuvvetli olan, ancak ilahi hakikatleri reddedip zulüm üzere bir hayat yaşayanları helak etmiştir. Bu konuda benzer mesajlar içermeleri bakımından Rûm 30:9, Mü’min 40:21, 82 ve Muhammed 47:13’te verilen bilgiler mutlak surette hatırlanmalıdır.
Helak edilen bu toplumların bütün peygamberleri yalanladıkları,(23) şehirlerinde azgınlık yaptıkları(24) ve orada fesatlık çıkardıkları,(25) inkârlarını azgınlığa, baskıya, zulme ve fesada dönüştürdükleri, inananlara hayatı zindan etmeye çalıştıkları anlaşılmaktadır. Helak edilen önceki kavimlerin Mekkelilerden çok daha güçlü oldukları,(26) yeryüzünde daha fazla kalıcı eser bırakıp sayıca daha kalabalık bir halde bulundukları da Kur’an ayetleriyle sabittir.(27)
Yüce Allah müşriklere hitaben, yaratılış bakımından daha güçlü oldukları anlaşılan önceki kavimleri helak ettiği gibi, Mekkelileri de sonra gelecek olan diğer zalim inkârcıları da helak edebileceğini ifade etmektedir.
2. وَمَضٰى مَثَلُ الْاَوَّل۪ينَ “(Nitekim) öncekilerin örneği geçmiştir.” Yüce Allah helak ettiği geçmiş kavimlerden geriye ibretlik hikâyelerin kaldığını, onların geriye birer iz ve hikâye bıraktıklarını, Yüce Allah’ın onları nasıl helak ettiğinin(28) artık bilindiğini belirtmektedir.
“Öncekilerin misalinin geçmesi” ifadesi, onlar hakkında daha önce indirilen surelerde çeşitli bilgiler verilmesi(29) de olabilir ki Kur’an’da yer alan pek çok kıssada verilen mesaj bundan ibarettir. Yüce Allah’ın geçmiş kavimlerle ilgili çeşitli örnekler verdiği beyanıyla ilgili olarak iki ayeti hatırlatmak gerekmektedir: Furkân 25:38-39’da şöyle buyrulmaktadır: “‘Âd, Semûd, Ress halkı ve bunlar arasında daha birçok nesle de örnekler vermiştik; (reddettikleri için) hepsini kırıp geçirmiştik.”
Konuyla ilgili benzer bir mesaj İbrâhim 14:45’te de şu şekilde yer almaktadır: “(Sizden önce) kendilerine zulmedenlerin yurtlarında yerleşmiştiniz. Onlara nasıl muamele ettiğimiz size apaçık belli olmuştu. (Böylece) size (pek çok) misaller de vermiştik.”
Yüce Allah Mekkeli müşrikler özelinde bütün inkârcılara mahşerde hitap edeceğini haber vermekte, bunların inkârı tercih etmekle kendilerine zulmedip yazık ettiklerini bildirmektedir. Ayette bu kavimlerin kimler olduğu açıklanmış olmasa da Kur’an’da kıssası anlatılan bütün milletlerin kastedildiği söylenebilir.
Coğrafi bölge itibariyle Orta Doğu, Arap yarımadası, Kuzey Afrika gibi yörelerde yaşamış olan ve helak edilen Hz. Nuh’un kavmi, ‘Âd, Semûd, Firavun vs. azgınların kıssaları şu veya bu şekilde Mekkeli müşrikler tarafından da biliniyordu. Başta bunlar olmak üzere, zulümleri nedeniyle helak edilen bütün milletlerin mahşerde Yüce Allah’ın söz konusu bu hitabına muhatap olacağı kesindir.
Kur’an’da kıssalarına yer verilen kavimlerin nasıl helak edildikleri insanlara bildirilmiş, her şey açık seçik ortaya konulmuş ve türlü türlü misaller verilerek son ümmetin bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi amaçlanmıştı. Bu tür anlatımlarda maksat kurtuluşun nasıl gerçekleşeceğini ve helakin de kimler için söz konusu olacağını muhataplara öğretmektir.
Bunca gerçeğe rağmen, verilen misallerden ders çıkarmayan, eski kavimlerin korkunç akıbetlerini görmezden gelerek vurdumduymaz bir tutum takınan, sonuçta küfür üzere ölüp mahşer yargılamasında cehennemlik olmayı hak edenler artık haklarındaki hükme rıza göstermek ve feci akıbete katlanmak zorunda kalacaklardır. Hiç kimse mahşerdeki pişmanlığa sığınmamalıdır; çünkü orada yaşanacak pişmanlıkların hiç kimseye faydası olmayacaktır.