Yüce Allah, surenin 66-80. ayetlerinde inkârcıların Son Saat’le ilgili duyarsızlıklarını, sahte dostlukların geçiciliğini, cennetliklere yönelik nimet vaatlerini ve suçluların mahşerdeki sıkıntılı hallerini dile getirmektedir.
ıı. (77-78. Ayetler): Sonuçsuz İstekleri
وَنَادَوْا يَا مَالِكُ لِيَقْضِ عَلَيْنَا رَبُّكَ قَالَ اِنَّكُمْ مَاكِثُونَ لَقَدْ جِئْنَاكُمْ بِالْحَقِّ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَكُمْ لِلْحَقِّ كَارِهُونَ “(Cehennemdekiler:) ‘Ey (mahşer meleği) Mâlik! Rabbin bizim hakkımızda (ölüm) hükmünü versin!’ diye seslenmiş, o ( Mâlik) de ‘Şüphesiz ki siz böyle kalacaksınız!’ demiş (olacak)tır. Biz size elbette gerçeği getirmiştik fakat çoğunuz gerçek(ler)den hoşlanmıyorsunuz.”
Buradak i وَنَادَوْا [venâdevv] fiili “ve (şöyle) seslenmiş olacaklar, seslenecekler”; يَا مَالِكُ [yâ mâliku] hitabı “ey Mâlik (adlı melek)”; لِيَقْضِ [li yakdı] isteği “hüküm versin”; عَلَيْنَا [‘aleynâ] ifadesi “bizimle ilgili, bize”; رَبُّكَ [rabbuke] ifadesi “senin Rabbin”; قَالَ [kâle] fiili “demiş olacak ki”; اِنَّكُمْ [inneküm] ifadesi “muhakkak ki siz”; مَاكِثُونَ [mâkisûne] kelimesi “(orada) kalıcılar(sınız)”; لَقَدْ جِئْنَاكُمْ [lekadci’nâküm ] ifadesi “muhakkak ki size getirmiştik”; بِالْحَقِّ [bi’l-hakkı] ifadesi “hakkı, hakikat i, hakikat ile”; وَلٰكِنَّ [velâkinne] edatı “ancak, ve lakin”; اَكْثَرَكُمْ [ekseraküm] tamlaması “sizin çoğunluğunuz”; لِلْحَقِّ [li’l-hakkı] ifadesi “o hak için, gerçekle ilgili”; كَارِهُونَ [kârihûne] sözcüğü ise “hoşlanmayanlar ( dınız)” demektir.
Burada cehennemliklerin Mâlik adlı bekçiden bir isteği ve onun vereceği cevap gündeme getirilmektedir.
1. وَنَادَوْا يَا مَالِكُ لِيَقْضِ عَلَيْنَا رَبُّكَ قَالَ اِنَّكُمْ مَاكِثُونَ “(Cehennemdekiler:) ‘Ey (mahşer meleği) Mâlik! Rabbin bizim hakkımızda (ölüm) hükmünü versin!’ diye seslenmiş, o ( Mâlik) de ‘Şüphesiz ki siz böyle kalacaksınız!’ demiş (olacak)tır.” Burada bir i stek ve ona verilen cevap yer almaktadır.
a) وَنَادَوْا يَا مَالِكُ لِيَقْضِ عَلَيْنَا رَبُّكَ “(Cehennemlikler:) ‘Ey Mâlik! Rabbin bizim hakkımızda (ölüm) hükmünü versin (bizim işimizi bitirsin)!’ diye seslenmiş (olacak)tır.” Yüce Allah mahşerde cehennem azabındakilerin yaşayacağı korkunç akıbeti beyan bağlamında orada yaşanacak bir istek ve kendilerine verilecek cevaba dikkat çekmektedir.
Ayette geçen مَالِك [mâlik] kelimesi cehennem bekçisinin adı olarak yorumlanmaktadır. Buna göre cehennemliklerin “Yüce Allah’ın onları öldürmesi, dolayısıyla bu eziyetin bitirilmesi” şeklinde ondan bir talepte bulunacakları ifade edilmiş olmaktadır. Bu konuda Furkân 25:12’de şöyle buyurulmaktadır: “(Elleri boyunlarına veya birbirlerine) bağlı olarak (cehennemin) dar bir yerine atıldıkları zaman, oracıkta yok olmayı isteyecekler.”
Cehennemliklerin muhafız Mâlik’ten isteği, Yüce Allah’ın onları yok etmesi, öldürmesidir. Ayette geçen لِيَقْضِ عَلَيْنَا [liyakdı ‘aleynâ] ifadesi “aleyhte hüküm vermek”, “işini bitirmek” manasında birini öldürmek, yok etmek demektir. Benzer bir kullanım Kasas 28:15’te Hz. Musa’nın bir fiilinde de söz konusu edilmektedir.
Fecr 89:24’te geniş bir şekilde ele aldığımız üzere, Kur’an’da cehennemliklerin pişmanlık veya sonuçsuz istekleri bağlamında çeşitli hatırlatmalar yer almaktadır. Önemine binaen burada da bunların bir bölümünü hatırlatmak istiyoruz.
ı. Pişmanlıklar henüz ölmeden başlayacaktır. İbrâhim 14:44, Mü’min 40:11 ve Münâfikûn 63:10’da “ölümün veya azabın biraz daha geciktirilmesi isteği” bunun delilidir.
ıı. Pişmanlıklar ölümden hemen sonra devam edecektir. En‘âm 6:27, Mü’minûn 23:99-100 ve Secde 32:12’de yer alan “dünyaya geri dönüş isteği” bunun delilidir.
ııı. Fecr 89:24’e göre, ahiretteki ilk pişmanlık muhtemelen “âhiret hayatı için dünyadayken çeşitli iyilikler yapmayı” dile getirmekten oluşacaktır.
ıv. Mülk 67:10-11’de “dünyadayken gerçeğe kulak verip onu akledebilme itirafı” âhiretteki pişmanlıklardan birisidir.
v. Bakara 2:167’de âhirette gerçekleşecek şu itiraf yer almaktadır: “Kötülere uyanlar şöyle derler: Keşke, bir daha dünyaya geri gitmemiz mümkün olsaydı da, şimdi onlar bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşsaydık.” Bu ayette derin bir pişmanlık ve insanları saptıranlara karşı büyük bir öfke dile getirilmektedir.
vı. Şu‘arâ 26:102’de “Keşke, bizim için dünyaya bir dönüş daha olsa da müminlerden olsaydık” şeklinde bir başka itiraf yer almaktadır.
vıı. Furkân 25:13, Zuhruf 43:77 ve İnşikâk 84:11’de ise bu inkârcı insan tipinin pişmanlığı ve arzusu “yok olmak” isteği şeklinde dile getirilmektedir.
vııı. Furkân 25:27-28’de şu ifadelere yer verilmektedir: “O gün, zalim kimse (pişmanlıktan) ellerini ısırıp şöyle der: Âh, keşke o peygamberle birlikte bir yol tutsaydım! Yazık bana! Âh, keşke falancayı (batıl yolcusunu) dost edinmeseydim!”
ıx. Hâkka 69:25-29’da amel defterinin alınıp sonrasıyla ilgili şu yakınmaların ve pişmanlıkların yaşanacağı bildirilmektedir: “Kitabı sol tarafından verilene gelince, der ki: ‘Âh, keşke, bana kitabım verilmeseydi! Şu hesabımın ne olduğunu da bilmeseydim! Âh, keşke, onunla (ölümle) her iş olup bitseydi! Malım bana hiç fayda sağlamadı; saltanatım da benden (koptu), yok olup gitti.”
x. Nebe’ 78:40’ta da şöyle bir istekleri yer almaktadır: “O gün, kişi önceden yaptıklarına bakacak ve inkârcı kişi, ‘Âh, keşke, toprak olsaydım!’ diyecektir.” Bu ayete göre, kâfir kişi, kendi durumunun nasıl olacağını bildiği ve sonucu gördüğü için toprak olmayı arzu edecektir.
Bu ve benzer ayetlere göre, cehennemlikler sorgulanmalarının ardından çeşitli itiraflarda bulunacaklar, ancak bu itiraflar onların âkıbetini değiştirmeyecektir.(275)
b) قَالَ اِنَّكُمْ مَاكِثُونَ “(Mâlik) de ‘Siz böyle kalacaksınız!’ demiş (olacak)tır.” Onların bu talebine karşılık olarak görevli Mâlik ise kendilerine “orada kalacaklarını” bildirmiş olacaktır. Benzer cevaplardan bir tanesi Furkân 25:13’te şu şekilde zikredilmektedir. “(Cehennemliklere şöyle denecektir:) Bugün (yalnız) bir kez değil, defalarca yok olmayı isteyin!” Bu ayet, cehennemliklerin “yok olmak” isteklerini ne kadar dile getirseler de sonucun değişmeyeceğini göstermektedir. Çünkü Kur’an’da azabın “ebedi olduğu” çeşitli ayetlerde dile getirilmektedir.(276)
“Kâfirlere her taraftan ölüm gelmesine rağmen, onların ölmeyeceği, arkalarından büyük bir azap geleceği, bir anlamda azabın şiddetlenerek devam edeceği”(277) belirtilmektedir. Ayrıca “cehennemde tam ölümün de tam hayatın da olmayacağı”(278) ifade edilmektedir.
“Sekar cehennemi”nden söz eden bir pasajda onun vücudun hiçbir yerini geride bırakmayacağı, cehennemliklerin azaptan hiç uzak tutulmayacağı ifade edilmektedir.(279) Dahası, cehenneme atılanların derilerinin parçalanıp döküleceği, azabın şiddetini hissetmeleri için derilerin yeniden yaratılacağı haber verilmektedir.(280)
2. لَقَدْ جِئْنَاكُمْ بِالْحَقِّ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَكُمْ لِلْحَقِّ كَارِهُونَ “Biz size elbette gerçeği getirmiştik fakat çoğunuz gerçek(ler)den hoşlanmıyorsunuz.” Yüce Allah cehennemin bekçisi Mâlik’in ve muhtemelen onunla birlikte başka meleklerin de cehennemliklere sesleneceklerini, dünya hayatlarında kendilerine hak ve hakikatin ulaştırıldığını, buna rağmen çoğunluğun hak ve hakikatten hoşlanmadıklarını söyleyeceklerini haber vermektedir.
Kendilerine getirilen [el-hakk ] yani gerçeğin bilgisinden maksat “vahiy” olduğuna göre, onu insanlara getiren meleklerin başında Hz. Cebrâîl’in bulunduğunu, bu cevabı verenlerden birisinin de o olduğunu söyleyebiliriz.
Dünya hayatında Hz. Peygamber’in risaletini reddeden, bununla da yetinmeyip Hz. Peygamber’e mecnunluk isnadında bulunanların durumlarıyla ilgili olarak Mü’minûn 23:70’te şöyle buyurulmaktadır: “Yoksa onda bir cinnet olduğunu mu söylüyorlar? Hayır; o, kendilerine hakkı getirmiştir. Onların çoğu ise haktan hoşlanmamaktadırlar.”
Yüce Allah müşriklerin suçlamalarını bizzat kendisi cevaplamakta ve onun cinnet içinde olmadığını, aksine onlara hak ve hakikati getirdiğini, ancak cehennemliklerin bu gerçekten hoşlanmadıklarını ifade etmektedir. Muhtemelen yorumunu yapmakta olduğumuz ayette işte müşriklere dünya hayatlarındayken söylenmiş olan bu söz mahşerde hatırlatılmış olacaktır.