Yüce Allah, surenin 66-80. ayetlerinde inkârcıların Son Saat’le ilgili duyarsızlıklarını, sahte dostlukların geçiciliğini, cennetliklere yönelik nimet vaatlerini ve suçluların mahşerdeki sıkıntılı hâllerini dile getirmektedir.
ııı. (72-73. Ayetler): Cennete Nasıl Vâris Kılınabilir?
وَتِلْكَ الْجَنَّةُ الَّت۪يٓ اُو۫رِثْتُمُوهَا بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ لَكُمْ ف۪يهَا فَاكِهَةٌ كَث۪يرَةٌ مِنْهَا تَاْكُلُونَ “(Onlara) ‘İşte yaptıklarınıza karşılık size miras olarak verilen cennet budur. Orada sizin için bol bol meyveler vardır, onlardan yersiniz.’ (denecektir).”
Buradaki وَتِلْكَ الْجَنَّةُ [ve tilke’l-cennetü] ifadesi “işte o cennet”; الَّت۪يٓ اُو۫رِثْتُمُوهَا [elletî ûristümûhâ] ifadesi “kendisine sizlerin vâris kılındığınız”; بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ [bimâ küntüm ta‘melûne] ifadesi “yaptıklarınızın karşılığı olarak”; لَكُمْ [leküm] ifadesi “sizin için vardır, sizin için olacaktır”; ف۪يهَا [fîhâ] ifadesi “orada”; فَاكِهَةٌ [fâkihetün] kelimesi “meyveler”; كَث۪يرَةٌ [kesîratün] sözcüğü “pek çok”; مِنْهَا [minhâ] ifadesi “(yine) on(lar)dan”; تَاْكُلُونَ [te’külûne] fiili ise “yemektesiniz, yiyeceksiniz” demektir.
Burada cennete kimlerin vâris kılınacağı ve orada ne türden nimetler ikram edileceğiyle ilgili kısa bilgiler gündeme getirilmektedir.
1. وَتِلْكَ الْجَنَّةُ الَّت۪يٓ اُو۫رِثْتُمُوهَا بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ “(Onlara) ‘İşte yaptıklarınıza karşılık size miras olarak verilen cennet budur.” Bu ifadenin mesaj olarak benzerleri A‘râf 7:43, Meryem 19:63 ve Mü’minûn 23:10-11’de de geçmektedir. Yüce Allah cennetliklere orada bir şekilde seslenileceğini ve dünyada kazanılan iyiliklerin karşılığı olarak onlara cennetin verileceğini müjdelemektedir.
“İşte size vadedilen cennet” ifadesinin benzerleri benzerleri bazı ayetlerde “muttakilere vadedilen cennet” şeklinde geçmektedir.(265) Enbiyâ 21:103’te ifade edildiği gibi melekler cennetlikleri selam ile karşılayacak ve onlara “İşte bu, size vadedilmiş olan (mutlu) gününüzdür” diyeceklerdir.
Ayette dikkat çekilen اُو۫رِثْتُمُوهَا [ûristümûhâ] ifadesi cennete vâris kılınacak kişilerin bulunduğunu bildirmektedir. Burada önemli olan nokta, cennete nasıl mirasçı olunacağını bilmektir. Ayetin sonundaki بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُون “yaptıklarınızın karşılığı olarak” ifadesi cennetin bir “sonuç” olduğunu, “sebeb”in ise dünya hayatındaki fedakârlıklardan oluştuğunu göstermektedir. Cennet eğer bir “yemek yeri” ise ona varmak için “emek sarf etmek” gerekmektedir. Zira vahye göre emeksiz yemek de ekmek de olmaz.
Cennete vâris olmak isteyenlerin bir tek yolu vardır, o da şudur: Yüce Allah Fâtır 35:32’de kitabını kullarına miras bıraktığını haber vermektedir. O kitabın mirasçısı olmayan, yani Allah’ın gönderdiği vahiy mirasına sahip çıkmayan, onu hayatının vazgeçilmezi yapmayan, onunla yaşamayan, onu yaşayıp yaşatmayan insanların, ucu cennete açılan bir yolun yolcusu olamayacaklarını bilmeleri gerekmektedir. Mirasçı olmak için bir hak ediş sahibi olmak gerekir.
Bağınız olmayan kişiye nasıl ki mirasçı olamazsanız, Allah ile bağı olmayan, O’nun kitabına bağlanmayanlar da Allah’ın cennetine mirasçı olamayacaklarını unutmamalıdırlar. Şimdi vahyin çağrısı şudur: Yüce Allah’ın cennetine vâris olmak istiyorsanız Allah ile bağınızı oluşturacak olan [hablüllâh]’a, yani “Allah’ın ipi”ne sarılmalısınız. Allah’ın vahyine mirasçı olmayanlar O’nun cennetine de vâris olamazlar [vesselâm]. Bu hakikate gönül veren yiğitlerden olmamız duasındayız.
2. لَكُمْ ف۪يهَا فَاكِهَةٌ كَث۪يرَةٌ مِنْهَا تَاْكُلُونَ “Orada sizin için bol bol meyveler vardır, onlardan yersiniz.’ (denecektir).” Kur’an’da 11 kez(266) geçen فَاكِهَة [fâkiheh] kelimesi “meyve”, “taze yemiş”, “her tür meyve” anlamına gelmektedir. Daha önce yorumladığımız Zuhruf 43:71. ayette de aktardığımız üzere, cennette insanlara çeşit çeşit meyveler verilecek ve insanlar onlardan diledikleri kadar yiyeceklerdir. Benzer mesajlar Yâsîn 36:57, Sâd 38:51, Duhân 44:55, Tûr 52:22, Rahmân 55:11, 52, 68, Vâkı‘a 56:20, 32 gibi ayetlerde de yer almaktadır.