Burada vahyin kaynağı ve değeriyle ilgili ifadeler gündeme getirilmektedir.
1. وَاِنَّهُ ف۪يٓ اُمِّ الْكِتَابِ لَدَيْنَا “O, katımızda bulunan Ana Kitap’ta dır.” Yüce Allah vahyin kadir ve kıymetini beyan etmek üzere onun kendi katındaki اُمِّ الْكِتَابِ [ümmü’l-kitâb]da yani kitabın anasında, ana kitapta mevcut olduğunu, kaynağı itibariyle zaten yüce olduğunu, içerik olarak da hikmetlerle dolu olduğunu dile getirmektedir.
Konuyla ilgili olarak Ra‘d 13:39’da şöyle buyrulmaktadır: “Kitâbın anası (esası) O’nun yanındadır.” Yüce Allah ilahi mesajlarının kaynağını اُمُّ الْكِتَاب [ümmü’l-kitâbi] yani “Ana Kitap” olarak belirlemektedir ki bu tamlama Âl-i İmrân 3:7, Ra‘d 13:39 ve Zuhruf 43:4’te yer almaktadır. Yüce Allah vahyinin beşer kaynaklı değil, ilahi olduğunu beyan ederek, vahye karşı çıkmanın aslında Allah’a karşı çıkmak olduğunu ifade etmektedir.
Dolayısıyla burada sözü edilen Ana Kitâb’ın vahyin kaynağı manasına geldiğini söylemeliyiz. Muhtemelen buradaki maksat Burûc 85:21-22’deki ifadeler gereği [Levh-ı Mahfûz]’dur;(11) Yüce Allah’ın ezeli ilmidir. Hayata dair her ne varsa hepsi O’nun kontrolündedir; O’nun bilgisindedir.
Vahyin bütün peygamberlere gönderilen pasajlarının aynı kaynaktan geldiği bilinen bir gerçektir. Çünkü Kâf 50:29’daki bilgiye göre Yüce Allah’ın katında söz değiştirilmez. Esasında Bakara 2:177’de iman esasları sayılırken kitaplardan değil de الْكِتَاب [el-kitâb] yani tek bir kitaptan söz edilmektedir.
Başka ayetlerde geçen [kütüb] yani “kitaplar” kelimesi değişik peygamberlere o kitaptan indirilen değişik pasajları ifade eder. Dolayısıyla Yüce Allah katında söz değiştirilmeyeceği gibi Kitap da tektir. Bu durumda yorumunu yapmakta olduğumuz ayetteki اُمُّ الْكِتَاب [ümmü’l-kitâb] tamlaması ile الْكِتَاب [el-kitâb] ifadesi aynı manada ve aynı yerde buluşmaktadır.
2. لَعَلِيٌّ حَك۪يمٌ “(O), yücedir; hikmetlidir.” Yüce Allah vahyinin kendi katında ana kitapta bulunduğunu beyan ettikten sonra onun değerini ve kıymetini de iki sıfatıyla ortaya koymaktadır.
a) Kur’an’da عَلِيّ [‘aliyy/el-‘aliyy] kelimeleri 11 kez geçmekte, bir kısmında Yüce Allah için,(12) bir tanesinde peygamberlerin doğruluk diliyle anılmaları bağlamında,(13) bir tanesinde Hz. İdris’in yükseltildiği mekân için(14) kullanılmaktayken, Zuhruf 43:4. ayette ise Kur’an’ın bir sıfatı olarak gelmektedir.
b) Kur’an’da حَك۪يم [hakîm/el-hakîm] kelimeleri 97 kez geçmektedir. Bu kelime [ez-zikr]’in,(15) [el-kitâb]’ın(16) ve [kur’ân]’ın(17) sıfatı olarak kullanılmaktadır. Bu sıfat, Kur’an’ın hikmetlerle dolu esaslara sahip oluşunu ve onu [hakîm] olan Yüce Allah’ın gönderdiği anlamını içerir.
Bu sıfat ayrıca Hûd 11:1 ve Hacc 22:52’de yer aldığı üzere vahyin Yüce Allah tarafından sapasağlam bir şekilde güvenceye alınmış olduğunu da ifade eder. Esasında Kamer 54:5’te de yer alan [hıkmet-i bâliğa] yani “üstün hükümler (tastamam doğru hükümler)” ifadesiyle kastedilen de budur. Kur’an’ın [hakîm] oluşunun bir başka anlamı da onun hükümler içermesi, yani Yüce Allah’ın belirlediği ilahi hükümlere sahip olması manasındadır.
Bu iki sıfat ve konuyla ilgili daha pek çok isim ve sıfattan da anlaşılacağı gibi, Kur’an kaynağı itibariyle zaten çok değerlidir, hikmetlidir ve yücedir. Bu itibarla insanların onu yüceltmelerine ihtiyacı yoktur; aksine insanların onunla yücelmeye ihtiyaçları vardır. İnsanlar onu yüceltemezler; o insanları yüceltmek için indirilmiş ilahi bir ikramdır.
Dipnotlar
11-) Semerkandi , age ., I, 241; III, 251; Zemahşeri , age ., II, 513.