Burada Yüce Allah’ın yaratıcılığının gereği olarak yeryüzünü insanlar için nasıl şekillendirdiği gündeme getirilmektedir.
1. اَلَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ مَهْدًا “O, size yeryüzünü beşik kılmıştır.” Yüce Allah önceki ayette mutlak yaratıcı olduğunu beyan ettikten sonra bu ayette buna dair bir detay vermekte ve konunun yeryüzüyle ilişkisini ortaya koymaktadır. Konuyla ilgili olarak Nebe’ 87:6’da şöyle buyrulmaktadır: “Yeryüzünü bir beşik yapmadık mı?”
Yüce Allah, surenin 10-14. ayetlerinde yeryüzünü insanlar için bir beşik/döşek kıldığını, orada yollarını bulabilsinler diye yollar yarattığını, ayrıca yağmur yağdırdığını, bitkileri yarattığını, çiftler yarattığını, hayvanlardan ve gemilerden binekler yarattığını ve insanların bunun için tesbih etmeleri gerektiğini bildirmektedir.
Bakara 2:21, Tâhâ 20:53, Fâtır 35:27 ve Nebe’ 78:6’da geniş bir şekilde ele aldığımız üzere, bu ayette yeryüzünün insanlar için anlamı ve önemi hakkında bilgi verilmekte, yeryüzünün beşik yapılmasının sebebi insanoğlunun rahatı ve huzuru olarak belirlenmektedir.
Yorumunu yapmakta olduğumuz ayette de geçen مَهْد [mehd] kelimesi Kur’an’da özellikle Hz. İsa’nın beşikte konuşmasını ifade bağlamında “beşik” anlamında kullanılmaktadır.(30) Elmalılı bu kelimeyi “bir beşik veya karyola gibi döşenmiş, hazırlanmış bir döşek” anlamında değerlendirmekte, yeryüzünü insanın doğduğu, yaşadığı ve konakladığı özel bir mekân olarak izah etmektedir.(31) Çeşitli ayetlerden de destek alarak [el-mehd] kelimesinin “döşek” anlamına gelebileceğini söyleyebiliriz.(32)
Yüce Allah’a inanan ve yeryüzünü yoktan var ettiğini kabul eden insanların, öldükten sonra diriltilmeye inanmaması anlaşılabilir bir şey değildir. Bu nedenle, inançsız insanlardan yakınlarındaki varlıkları göz önüne alarak onlarda her an yaşanan değişim ve dönüşümü gözlemleyip âhiret inancına ulaşmaları istenmektedir. Nebe’ suresinde bu ibret içerikli gözlem yeryüzü ile başlatılmaktadır. Çünkü insanlar gözleri önünde yaşanan sayısız gerçekliklerden habersiz bir tutum içerisine giremezler, girmemelidirler.
Nasıl ki bir bebek için uygun bir beşik ve döşek hazırlanır, onun orada rahat ve güven içerisinde büyümesi sağlanırsa, insan için de kâinatın konumu aynıdır; hatta çok daha ileri düzeydedir. Ahireti inkâr eden insanların bu gerçekliklere bakarak ders çıkarmaları istenmektedir. Çünkü onların büyük çoğunluğu Yüce Allah’ın yaratıcı olduğunu kabul ediyor, ancak diriltilmeye inanmıyorlardı. Çocuk için beşiğin hazırlanmasının anlamı, barınıp büyümesini sağlamak olduğu için, dünyanın beşik yapılması aslında âhirete hazırlanmayı ifade etmektedir.
Ahireti hesaba katmadan yaşayanlar, kendileri için beşiği hazırlayanları inkâr edenlerdir. Oysa beşikte büyütülen insanların onları büyütenlere karşı görev ve sorumlulukları olduğu gibi, her biri yaratılmış olan insanların da onları Yaratan’a karşı görev ve sorumlulukları vardır. “Beşik-bebek-yeryüzü-hayat” ilişkisinde “dünya-ahiret” beraberliğinin muhteşem bir uyumu olduğu gözler önüne serilmektedir.
2. وَجَعَلَ لَكُمْ ف۪يهَا سُبُلًا لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ “Doğru gidesiniz (yolunuzu bulasınız) diye orada (yeryüzünde) size yollar yaratmıştır.” Yüce Allah yeryüzünü insanlar için beşik kıldığını beyan ettikten sonra, orada yarattığı çeşitli yollardan söz etmekte ve bunun sebebini de “insanların rahat ulaşım imkanları elde etmeleri” şeklinde belirlemiştir.
Konuyla ilgili olarak Tâhâ 20:53’te şu bilgiler verilmektedir: “(Allah), yeryüzünü sizin için beşik yapan, onda sizin için yollar açan ve gökten de su indirendir. Su sayesinde çeşitli bitkilerden de çiftler çıkarmıştık.” Fâtır 35:27’de şöyle buyrulmaktadır: “Muhakkak ki Allah’ın, gökten su (yağmur) indirmekte olduğunu görmez misin(iz)? O (su) sayesinde renkleri çeşit çeşit meyveler çıkarmaktayız. Dağlardan da renkleri farklı, beyaz, kırmızı ve simsiyah yollar (yarattık).”
Yeryüzünde çeşitli yolların yaratılmış olması Yüce Allah’ın bu arzı yaşanabilir bir mekân olarak programlamasının sonucudur. Bakara 2:21 ve Fâtır 35:27’de “Yeryüzünün Yapısı” başlığında da ele aldığımız üzere, Yüce Allah yeryüzünde çeşitli yollar yaratmış, hedeflerine ulaşmak için insanların orada yollar edinmesini kendilerinden istemiştir. Bu durum çeşitli ayetlerde insanların hayatlarını devam ettirmede önemli bir değer olarak sunulmaktadır.(33)
Nahl 16:15’te şu bilgiler zikredilmektedir: “Sizi sarsar diye yeryüzünde ağır baskılar, (ayrıca gideceğiniz yerlere) ulaşmanız için de ırmaklar ve yollar yaratmıştır.” Yüce Allah yolları yaratmasını da insanların gitmek istedikleri yerlere “ulaşmaları” şeklinde gerekçelendirmektedir.
Hem bu ayette, hem de bir sonrakinde geçen تَهْتَدُونَ [tehtedûne] ve يَهْتَدُونَ [yehtedûne] fiilleri bilinen anlamda “hidayete ermek” manasına değil de “maksada ulaşmak için yol bulmak” anlamına gelmektedir. Bu konuyu Nahl 16:15’te ele aldığımız için burada benzer şeyleri tekrarlamayacağız.