وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ مَنْ خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ لَيَقُولُنَّ خَلَقَهُنَّ الْعَز۪يزُ الْعَل۪يمُ “Onlara ‘Gökleri ve yeri kim yarattı?’ diye sorsan ‘Onları elbette [el-‘azîz] (güçlü) olan, [el-‘alîm] (bilen Allah) yarattı.’ derler.”
Ayetteki وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ [ve lein seeltehum] fiili “ve muhakkak eğer onlara sorarsan”; مَنْ خَلَقَ [men haleka] sorusu “kim yaratmıştır”; السَّمٰوَاتِ [es-semâvâti] kelimesi “gökleri”; وَالْاَرْضَ [ve’l-arda] kelimesi “ve yeri, ve yeryüzünü”; لَيَقُولُنَّ [leyekûlünne] fiili “mutlak surette (şöyle) derler”; خَلَقَهُنَّ [halekahunne] fiili “onları yaratmıştır”; الْعَز۪يزُ [el-‘azîzü] sıfatı “en güçlü (olan)”; الْعَل۪يمُ [el-‘alîmu] sıfatı ise “bilen” demektir.
Burada şirk unsuru içerse de müşriklerin Allah inancına sahip oldukları gündeme getirilmektedir.
Yüce Allah Hz. Peygamber’e hitap etmekte ve onların olumsuz tavırları nedeniyle üzülmemesini söylemekte, inanç açısından nasıl mantıksızlıklar içerisinde bulunduklarını ortaya koymakta, Mekkeli müşriklerin inkârcılıkta nasıl bir çelişki içerisinde bulunduklarını, kendilerince Allah ile ilişkilerini nasıl yanlış bir şekilde belirlediklerini, Allah inancına sahip olmalarına rağmen duyarlı davranmadıklarını dikkatlere sunmaktadır.
Bu anlamda sorular ve verilen cevaplar Yûnus 10:31, Mü’minûn 23:84-89, ‘Ankebût 29:61, 63, Lokmân 31:25, Zümer 39:38, Zuhruf 43:87’de de yer almaktadır. Benzer içerikte, ancak cevabını Yüce Allah’ın verdiği başka örnekler de En‘âm 6:12, Ra‘d 13:16, Sebe’ 34:24 ve Mü’min 40:16’da zikredilmektedir.
Konunun detaylı bir örneğini oluşturması bakımından Yûnus 10:31’in meallini hatırlatmak istiyoruz: “De ki: Size gökten ve yerden kim rızık veriyor? Ya da kulak(lar)a ve gözlere kim malik (ve hâkim) bulunuyor? Ölüden diriyi kim çıkarıyor; diriden ölüyü kim çıkarıyor? (Her türlü) işi kim idare ediyor? Hemen ‘Allah’ diyecekler. De ki: Öyle ise (O'na âsi olmaktan) sakınmıyor musunuz?”
Konunun işlendiği ayetlerde görüldüğü üzere, müşriklere kâinatı kimin yarattığı sorulduğunda hemen ve kesin ifadeler kullanarak “Allah yarattı” cevabını verecekleri beyan edilmektedir. Yorumunu yapmakta olduğumuz ayette de bu ifade لَيَقُولُنَّ [leyekûlünne] şeklinde yer almaktadır ki hem fiilin başındaki [lâm/le,] hem de sonundaki “şeddeli [nûn]” harfleri pekiştirici mana vererek, onların bu noktadaki pozisyonları net bir şekilde ortaya konulmaktadır.
Yaratıcı Allah’ı kabul eden bu insanlar Yüce Allah’ın risalet görevlendirmesini, kitap göndermesini, hayata müdahale etmesini ve öldükten sonra mahşerdeki diriltmeyi reddetmekte, bu arada Allah’a ulaşabilmek için aracı ilahlar edinerek tevhid inancını ortadan kaldırmaktalardı.
Müşriklerin sadece Allah inancına sahip oldukları değil, buna ilave olarak Allah’ın الْعَز۪يز [el-‘azîz] ve الْعَل۪يمِ [el-‘alîm] sıfatlarına sahip olduğunu da bildikleri anlaşılmaktadır. Rabbimiz bu anlamda الْعَز۪يز [el-‘azîz]’dir yani gücü eşsiz ve erişilmezdir; hiçbir güç tarafından alt edilemezdir; mutlak gâliptir. Bu nedenle kâinatı yaratmada bu sıfatı etkendir; çünkü en güçlü ve yüce olan kudret O’nunkidir. İlahi kudret aynı zamanda الْعَل۪يمِ [ el-‘alîm]’dir yani keyfine ve hislerine göre hareket etmez; her bir işi eşsiz ve erişilmez bir bilgiye dayalıdır; yaptığı şeyler erişilmez bir bilginin gereği ve sonucudur.
Sesli Kur’an Meali
İlgili surenin Mehmet Okuyan tarafından seslendirilmiş mealini aşağıdaki platformlar üzerinden dinleyebilirsiniz.