Yüce Allah, surenin 66-80. ayetlerinde inkârcıların Son Saat’le ilgili duyarsızlıklarını, sahte dostlukların geçiciliğini, cennetliklere yönelik nimet vaatlerini ve suçluların mahşerdeki sıkıntılı hâllerini dile getirmektedir.
ı. (70. Ayet): Cennetteki Ağırlanma
اُدْخُلُوا الْجَنَّةَ اَنْتُمْ وَاَزْوَاجُكُمْ تُحْبَرُونَ “(Cennetliklere şöyle seslenilecektir:) “Siz ve eşleriniz, ağırlanmış olarak cennete girin!”
Ayetteki اُدْخُلُوا [üdhulû] emri “girin”; الْجَنَّةَ [el-cennete] kelimesi “cennet e”; اَنْتُمْ [entüm] zamiri “siz”; وَاَزْوَاجُكُمْ [veezvâcüküm] tamlaması “ve sizin eşleriniz de”; تُحْبَرُونَ [tuhberûne] edilgen fiili ise “ağırlanacaksınız, ağırlanacaklar olarak” demektir.
Burada cennetliklerin orada ağırlanmalarıyla ilgili bilgiler gündeme getirilmektedir.
1. Bu ifadenin benzerleri A‘râf 7:49, Hicr 15:46, Nahl 16:32, Zümer 39:73, Kâf 50:34 gibi ayetlerde de geçmektedir. Yüce Allah muttaki, yiğit, mümin ve Müslüman kullarına mahşerde “siz ve eşleriniz ağırlanmış olarak cennete girin” diyeceğini müjdelemektedir. Herkesin korkuya kapıldığı ve heyecanla sonucu beklediği bir ortamda Yüce Allah’ın böyle bir hitapta bulunması çok büyük bir mutluluk vesilesi olacaktır.
Rûm 30:15’te de [yuhberûne] kalıbında geçen تُحْبَرُونَ [tuhberûne] edilgen fiili “sevinç ve neşe içinde kılınmak”, “ağırlanıp sevindirilmek”, “surur ve ikram içinde olmak”, “nimetlendirilmek”(260) gibi anlamlar içermekte ve cennetliklerin huzur ve mutluluk içerisinde olacakları manasını vermektedir.
Konuyla ilgili olarak İnsân 76:11’de şu bilgiler yer almaktadır: “İşte bu yüzden, Allah onları o günün şiddetinden korumuş olacaktır; (yüzlerine) parlaklık, (gönüllerine de) sevinç verecektir.” Cennetliklerin bu durumu Mutaffifîn 83:24’te şöyle geçmektedir: “Nimetin parıltısını yüzlerinde sezersin (görürsün)” Benzer bir ifade Kıyâmet 75:22’de de zikredilmektedir.
2. Ayette sözü edilen اَزْوَاج [ezvâc] yani “eşler”den kastın kimler olduğu sorusunu cevaplamak gerekmektedir. Bu konuda iki farklı yaklaşım vardır:
a) Yâsîn 36:56’da da geçen اَزْوَاج [ezvâc] kelimesi, insanların dünyada “evli oldukları eşleri” anlamına alınabilir. Bunun delilleri de vardır. Ra‘d 13:23’te ‘Adn cennetlerine girecek kişiler anlatılırken, onların sâlih olan babaları, eşleri ve nesillerinin de kendileriyle birlikte oraya girecekleri beyan edilmektedir.
Konuyla ilgili diğer bir ayet de Tûr 52:21’de şu şekilde yer almaktadır: “İman eden ve soylarından bu imanı izleyenlere gelince: Biz onları soylarıyla buluşturacağız ve onların yapıp ettiklerinden hiçbir şey eksiltmeyeceğiz.”
İşte bu ayet, iman birlikteliği olması şartıyla, kişilerin kendi zürriyetleriyle buluşturulacaklarını ortaya koymaktadır. Bu buluşturulma bir “sonuç”tur; bunun “sebebi”, Nisâ 4:9, Tûr 52:26 ve Tahrîm 66:6’da belirtildiği gibi, ailelerin dünya hayatlarında çocukları üzerine adeta titremeleri gerektiği, ayrıca ahiretleri için onları vahye uygun biçimde yetiştirmek gerekliliği vurgulanmaktadır.
İnşikâk 84:7-9’da cennetliklerin amel defterlerini sağ taraflarından alıp kolay bir şekilde hesaba çekilecekleri ve ailelerinin yanına dönecekleri ifade edilmektedir. Gerçi bu ayette geçen [ehl] kelimesini “inanç ailesi” anlamına almak daha doğru olsa da kelimenin ilk anlamı “aile” olduğu için kişinin sâlih olan kendi biyolojik ailesinin yanına döneceğinin beyan edildiğini de söyleyebiliriz. Nesiller arasında yaşanması istenen birlik, onların iman kardeşliği ve mahşerde ödül yeri olan cennette de birlikte olmalarının sağlanmasıdır. Mümin atalarla onların yolunu izleyen çocukları arasındaki iman sinerjisi(261) istenen ruh birlikteliğidir.
b) Yorumunu yapmakta olduğumuz Zuhruf 43:70’te de beyan edildiği gibi, ayetteki اَزْوَاج [ezvâc] kelimesi insanların din kardeşliği temelinde oluşturdukları kendileri gibi olan “inanç ailesi” anlamına da alınabilir. Elbette bu görüşün de delilleri vardır. Bu bağlamda özellikle Vâkı‘a 56:7. ayet konuyu doğru anlamada çok önemlidir. Yüce Allah söz konusu ayetin devamında mahşerin şartlarını anlatırken insanların “üç grup, üç eş (üç sınıf)” olacağını bildirmektedir.
Hem Vâkı‘a 56:7’de, hem de yorumunu yapmakta olduğumuz ayette [ezvâc] kelimesi kullanıldığı için, bu kelimenin herhangi bir cinsin eşlerini, yani karşı cinslerini değil, aynı değerleri yaşadığı için, aynı ödülü hak eden kişileri ifade ettiği anlaşılmaktadır. Dahası, daha önce yorumladığımız [el-ehıllâu] kelimesi “eski ve olumsuz içerikli dostluklar” kelimesinin zıddına buradaki [ezvâc] yani “eşler”in de “iman dostları” olduğunu söyleyebiliriz.
Dipnotlar
260-) Semerkandi , age ., III, 264; Taberi , age ., XXV, 95; Zemahşeri , age ., IV, 256.
261-) İslâmoğlu, age., s. 1050’de 5. not.
Sesli Kur’an Meali
İlgili surenin Mehmet Okuyan tarafından seslendirilmiş mealini aşağıdaki platformlar üzerinden dinleyebilirsiniz.