Yüce Allah, surenin 66-80. ayetlerinde inkârcıların Son Saat’le ilgili duyarsızlıklarını, sahte dostlukların geçiciliğini, cennetliklere yönelik nimet vaatlerini ve suçluların mahşerdeki sıkıntılı hallerini dile getirmektedir.
ıı. (67. Ayet): Mahşerde Sadece Muttakilerin Kardeşliği
اَلْاَخِلَّآءُ يَوْمَئِذٍ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ اِلَّا الْمُتَّق۪ينَ “O gün, [muttakî]ler (duyarlı olanlar) dışında (bütün) dostlar (!) birbirlerine düşman kesilirler.”
Ayetteki اَلْاَخِلَّآءُ [el-ehıllâu] kelimesi “kardeşler, dostlar”; يَوْمَئِذٍ [yevmeizin] kelimesi “o gün”; بَعْضُهُمْ [ba‘duhum ] tamlaması “onların bir kısmı”; لِبَعْضٍ [li ba‘dın] ifadesi “diğer kısmına, birbirlerine”; عَدُوٌّ [‘adüvvun] kelimesi “düşman (olurlar)”; اِلَّا الْمُتَّق۪ينَ [ille’l-muttakîne] ifadesi ise “takva sahibi olanlar hariç, takva sahiplerinden başkası” demektir.
Burada takva sahipleri müstesna, sahte dostlukların mahşerde düşmanlığa dönüşeceği gündeme getirilmektedir.
1. Kur’an’da sadece bu ayette geçen اَلْاَخِلَّآء [el-ehıllâ’] kelimesi sonu felaketle şekillenecek “dostlar”, “can dostlar” anlamına gelmektedir. Hucurât 49:10’da beyan edildiği üzere, sadece müminler kardeştir. Bu yüzden kardeşliğin anlamı mahşerde cennete kadar uzanmış olandır. Muttakiler hariç o gün düşmanlıklar kaçınılmaz olacaktır. Bunlar dünya hayatlarında birbirlerinin sapmasına neden oldukları için mahşerde birbirlerine karşı apaçık düşman kesilecekler, birbirlerini suçlayacaklardır.
Kâf 50:27’de zikredildiği üzere, cehennemliklerin birbirini suçlamalarıyla ilgili olarak Kur’an’da pek çok ayet(256) vardır. “(Cehennemlikler mahşerdeyken) bir kısmı diğerlerine yönelip birbirlerini suçlamaya çalışacaklar” me alindeki Sâffât 37:27’de de açıkladığımız üzere, Yüce Allah mahşerdeki sorgulama esnasında veya sonrasında haklarında kesin hüküm verdiği inkârcıların birbirlerini suçlayacaklarını haber vermektedir.
Yüce Allah, mahşerde insanlar arasındaki ilişki bağlamında beyanlarda bulunmakta ve takva sahipleri yani Allah’a karşı sorumluluğunu bilip ona göre davranan duyarlı insanlar dışında diğerlerinin birbirlerine düşman olacaklarını haber vermektedir. Anlaşılıyor ki dünya şartlarındaki dostluklar veya fiziksel anlamdaki kardeşlikler mahşerde geçerli olmayacaktır. Zaten Mü’minûn 23:101’de de ifade edildiği gibi, “Sûr’a üflendiğinde insanlar arasında nesep bağları kalmayacak, birbirlerinden hiçbir şey sorup isteyemeyeceklerdir.”
2. Dünya için dostluk kuranların dostlukları dünyada kalır; mahşerde ise bu ilişki düşmanlığa dönüşür. Muttakiler ise dostluklarını inanç eksenli şekillendirdikleri için, onların dostlukları devamlı olacak, mahşere ve cennete ulaşacaktır. Konuyla ilgili mutlaka hatırlanması gereken ayetlerden birisi de ‘Ankebût 29:25’tir:
“(İbrahim onlara şöyle) demişti: Siz, sırf aranızdaki dünya hayatına has muhabbet uğruna Allah’ın peşi sıra birtakım putlar edindiniz. Sonra kıyamet günü (gelip çattığında ise) birbirinizi tanımazlıktan gelecek ve birbirinize l anet okuyacaksınız. Varacağınız yer cehennemdir ve hiç yardımcınız da yoktur.”
Aynı şekilde En‘âm 6:94’te de belirtildiği üzere, mahşer duruşmasında ve sonrasında müşriklerin şefaatçiler diye bekledikleri varlıklar ile aralarındaki bütün bağların kopacağı ve onların azabın başka bir yerine gönderilerek gözden kaybolacakları beyan edilmektedir.
‘Abese 80:34-36’da “kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve oğlundan (çocuğundan) kaçacağı” beyan edilmekte, ‘Abese 80:37’de de gerekçe üzerinde durularak “herkesin kendine yetecek kadar bir işinin bulunacağı” ifade edilmektedir. Benzer bir durum Me‘âric 70:11-14’te de bildirilmektedir.