Yüce Allah, surenin 29-35. ayetlerinde müşriklerin risalete karşı olumsuz tavırlarını, Allah’ın peygamber belirlemesiyle ilgili yakışıksız ve saygısız yaklaşımlar ortaya koyanların bulunduğunu, bu davranışlarının hesabını vereceklerini, insanların tamamı âhiret inancını terk edip tamamen dünyaya yönelecek olmasaydı inkârcılara dünya hayatında daha çok imkanlar da verebileceğini, bütün bunların dünyanın geçimlikleri olduğunu, oysa âhiretin bütün dünyalıklardan daha hayırlı olduğunu dile getirmektedir.
ıı. (31. Ayet): İki Şehirden Büyük Birine Peygamberlik Beklentisi
وَقَالُوا لَوْلَا نُزِّلَ هٰذَا الْقُرْاٰنُ عَلٰى رَجُلٍ مِنَ الْقَرْيَتَيْنِ عَظ۪يمٍ “(Devamla:) ‘Bu Kur’an, iki şehirden bir(er) büyük adama indirilmeli değil miydi?’ dediler.”
Ayetteki وَقَالُوا [vekâlû] fiili “demişlerdi ki”; لَوْلَا نُزِّلَ [levlâ nüzzile] ifadesi “indirilseydi ya, indirilmeli değil miydi”; هٰذَا الْقُرْاٰنُ [hâze’l-kur’ânu] ifadesi “bu Kur’an”; عَلٰى رَجُلٍ [‘alâ racülin] ifadesi “(şöyle) bir kişiye”; مِنَ الْقَرْيَتَيْنِ [mine’l-karyeteyni] ifadesi “(şu) iki şehirden”; عَظ۪يمٍ [‘azîmin] sıfatı ise “büyük, hatırlı, itibarlı” demektir.
Burada Mekkeli müşriklerin peygamber gönderilmesiyle ilgili algısı veya beklentisi gündeme getirilmektedir.
1. Yüce Allah vahyi reddeden Mekkeli müşriklerin Hz. Peygamber’in peygamber olarak görevlendirilmesini de kesinlikle kabul etmediklerini beyan etmek üzere, bu Kur’an’ın iki şehirden yani Mekke veya Taif’ten büyük bir kişiye indirilmesi gerektiğini dile getirdiklerini aktarmaktadır.
Onlar vahyin ve risaletin yanlış kişiye geldiğini düşünmüş olacaklardı ki Hz. Peygamber’in risaletle görevlendirilmesinin hata olduğunu ifade etmişlerdi. Onlara göre risalet aslında insanların değil, meleklerin göreviydi. Melek peygamberin gönderilmesi gerektiğini beyan ederek, bunun olmaması durumunda da en çok iki hatırlı kişiden birisine peygamberlik verilmesi gerektiğini söyledikleri bu ayette dile getirilmektedir.
En‘âm 6:8 ve 124’te de ele aldığımız üzere, Mekkeli müşrikler Hz. Peygamber’in risaletiyle karşılaştıklarından öncelikle “melek peygamber” bekledikleri(121) için ona karşı çıkmışlardı. Ardından da yorumunu yapmakta olduğumuz Zuhruf 43:31’de belirtildiği üzere, eğer bir peygamber gönderilecekse bunun “iki büyük şehir” olan Mekke’den Velîd b. Muğîra veya Tâif’ten Urve es-Sakafî olması gerektiğini söyleyerek büyük bir hadsizlik yapmışlardı.(122) Onlara göre - [hâşâ-] Yüce Allah kime peygamberlik vereceğini bilememiş, yanlış kişiyi seçmişti.
Benzer şekilde bir istekleri Enbiyâ 21:5’te şu şekilde dile getirilmektedir: “Hayır, dediler, (bunlar) saçma sapan rüyalardır; bilakis (esasında) onu kendisi uydurmuştur; aksine (dahası) o, bir şairdir. (Eğer öyle değilse) bize hemen, öncekilere gönderilenin benzeri bir ayet getirsin.”
Müşriklerin risalet kurumuna bakışını Furkân 25:7’de geniş bir şekilde ele aldığımız için burada detaya girmek istemiyoruz. Sadece Furkân 25:7-8. ayetlerin mealini vermekle yetineceğiz: “(Bunun üzerine kâfirler şöyle dediler): ‘Bu ne biçim peygamber, yemek yiyor, çarşılarda dolaşıyor! Kendisine bir melek indirilip birlikte o da uyarıcı olmalı değil miydi? Veya kendisine bir hazine verilmeli ya da içinden (zahmetsizce) yiyeceği bir bahçesi olmalı değil miydi?’ (Ayrıca) o zalimler, (müminlere de), ‘Siz, sadece büyülenmiş bir adama uymaktasınız!’ dediler.” Benzer alaycılıkları Sâd 38:8’de de zikredilmektedir.
2. Mekkeli müşriklerin Hz. Peygamber’in risaletine karşı olumsuz tutumlarını çeşitli vesilelerle dile getirmiştik. Burada sadece ilgili ayetleri hatırlatmakla yetineceğiz:
En‘âm 6:156-157’de şöyle buyurulmaktadır: “Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa (Hristiyanlara ve Yahudilere) indirildi, biz ise onların okumasından gerçekten habersizdik’ dersiniz diye veya ‘Bize de kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk’ dersiniz diye (Kur’an’ı indirdik).”
İsrâ 17:90-93’te yedi istek zikredilmekte, bunların bir tanesi ise “Bize, okuyacağımız bir kitap indirmediğin sürece (göğe) çıkmana da asla inanmayacağız” şeklinde dile getirilmektedir.
Sâffât 37:167-170’te konuyla ilgili bilgiler şu şekilde yer almaktadır: “Putperestler şöyle diyorlardı: ‘Eğer öncekilere verilenlerden bizde de bir kitap olsaydı, mutlaka Allah’ın ihl aslı kulları olurduk!’ İşte şimdi onu inkâr ettiler. Ama ileride bileceklerdir!”
Ayrıca onların kendilerine özel sahifeler indirilmesi isteği hakkında da Müddessir 74:52’de şöyle buyurulmaktadır: “Esasında, onlardan her biri, kendisine açılmış sahifeler (ilahi vahiy) verilmesini istiyor.”
Bütün bu ayetlerden anlaşılan ortak mesaj şudur: Peygamberlere verilenlerin benzerleri kendilerine verilmediği sürece inanmayacakları ifade edilerek aslında inkârdaki kararlılıkları ortaya konulmuş olmaktadır. Yüce Allah müşriklerin istedikleri türden deliller kendilerine gelmiş olsa da yine de inanmayacaklarını bildirmektedir. Bu konuda En‘âm 6:7-8 ve 109-111. ayetlerinde geniş bilgilendirmeler yaptığımız için burada detaya girmek istemiyoruz.
Dipnotlar
121-) En‘âm 6 : 8; İsrâ 17: 92; Furkân 25 : 21.
122-) Semerkandi , age ., III, 256; Taberi , age ., XXV, 65-66; Zemahşeri , age ., IV, 241; Razi , age ., XXVII, 209.