Yüce Allah, surenin 10-14. ayetlerinde yeryüzünü insanlar için bir beşik/döşek kıldığını, orada yollarını bulabilsinler diye yollar yarattığını, ayrıca yağmur yağdırdığını, bitkileri yarattığını, çiftler yarattığını, hayvanlardan ve gemilerden binekler yarattığını ve insanların bunun için tesbih etmeleri gerektiğini bildirmektedir.
ıı. (13-14. Ayetler): Nimetlere Karşı Şükür
لِتَسْتَوُ۫ا عَلٰى ظُهُورِه۪ ثُمَّ تَذْكُرُوا نِعْمَةَ رَبِّكُمْ اِذَا اسْتَوَيْتُمْ عَلَيْهِ وَتَقُولُوا سُبْحَانَ الَّذ۪ي سَخَّرَ لَنَا هٰذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِن۪ينَ وَاِنَّآ اِلٰى رَبِّنَا لَمُنْقَلِبُونَ “Böylece onların (hayvanların) sırtına binip (gemilerin) üzerlerine yerleşince, Rabbinizin nimetini anarak şöyle diyesiniz diye: Bunu bizim hizmetimize veren (Allah) yücedir, (yoksa) biz bunları (hizmetimize) yanaştıramazdık. Şüphesiz ki biz sadece Rabbimize döneceğiz.”
Buradaki لِتَسْتَوُ۫ا [litestevû] fiili “binesiniz diye”; عَلٰى ظُهُورِه۪ [‘alâ zuhûrihî] ifadesi “on(lar)ın sırtlarına”; ثُمَّ [sümme] edatı “sonra”; تَذْكُرُوا [tezkürû] fiili “hatırlayasınız (diye)”; نِعْمَةَ رَبِّكُمْ [nı‘mete rabbiküm] tamlaması “Rabbinizin nimeti ni”; اِذَا اسْتَوَيْتُمْ [izesteveytüm ] ifadesi “bindiğiniz zaman”; عَلَيْهِ [‘aleyhi] ifadesi “ona, on(lar)ın üzerine”; وَتَقُولُوا [vetekûlû] fiili “ve diyesiniz (diye)”; سُبْحَانَ [sübhâne] kelimesi “şanı yücedir, eksikliklerden uzaktır”; الَّذ۪ي سَخَّرَ [ellezî sahhara ] ifadesi “h izmetimize verenin, (Allah’ın)”; لَنَا [lenâ ] ifadesi “bize, bizim için”; هٰذَا [hâzâ] ifadesi “bunu”; وَمَا كُنَّا [vemâ künnâ ] ifadesi “ve biz (şöyle) değildik”; لَهُ [lehû] ifadesi “ona, o şeye”; مُقْرِن۪ينَ [mukrinîne] kelimesi “yakın olanlar”; وَاِنَّآ [veinnâ] ifadesi “ve yine muhakkak ki biz”; اِلٰى رَبِّنَا [ilâ rabbinâ] ifadesi “sadece ve sadece bizim Rabbimize”; لَمُنْقَلِبُونَ [lemunkalibûne] sözcüğü ise “elbette dönenler(iz)” demektir.
Burada Yüce Allah’ın insanlara sunduğu nimetlerine karşı şükretmeleri gerektiği gündeme getirilmektedir.
1. لِتَسْتَوُ۫ا عَلٰى ظُهُورِه۪ ثُمَّ تَذْكُرُوا نِعْمَةَ رَبِّكُمْ اِذَا اسْتَوَيْتُمْ عَلَيْهِ وَتَقُولُوا سُبْحَانَ الَّذ۪ي سَخَّرَ لَنَا هٰذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِن۪ينَ “Böylece onların (hayvanların) sırtına binip (gemilerin) üzerlerine yerleşince, Rabbinizin nimetini anarak şöyle diyesiniz diye: Bunu bizim hizmetimize veren (Allah) yücedir, (yoksa) biz bunları (hizmetimize) yanaştıramazdık.” Yüce Allah önceki ayette hayvanları ve gemileri insanlar onlara binsinler diye yarattığını beyan ettikten sonra, bu ayette de konuyu devam ettirmekte, bu nimetleri için kendisine hamdedilmesi gerektiğine dikkat çekmektedir.
a) لِتَسْتَوُ۫ا عَلٰى ظُهُورِه۪ ثُمَّ تَذْكُرُوا نِعْمَةَ رَبِّكُمْ اِذَا اسْتَوَيْتُمْ عَلَيْهِ “Böylece on(lar)ın sırtına binip üzerlerine yerleşince Rabbinizin nimetini anasınız diye.” Yüce Allah insanların bu türden hayvanlara ve gemilere bindiklerinde Allah’ın onlara sunduğu bu nimetini hatırlamaları gerektiğini ifade etmektedir. Nimetin hatırlanması beraberinde Yüce Allah’ı tesbih etmeyi gerektirdiği için devam eden cümlede bu ifadeye yer verilmektedir.
Ayette yer alan ظُهُورِه [zuhûrihî] ifadesindeki [hû/hî] zamiri hayvan ve gemi türünden “binilen şey” manasına geldiği ve nesneler hakiki dişi olmadığı için böyle getirilmiştir; yoksa [hâ] şeklinde dişil getirilmesi beklenirdi.(41) Buradaki لِتَسْتَوُ۫ا عَلٰى [litestevû ‘alâ] ve اسْتَوَيْتُمْ عَلَيْهِ [isteveytüm ‘aleyhi] ifadelerinde [istevâ] fiili [‘alâ] edatıyla kullanıldığı için “binmek, oturmak” manasında “hükmetmek”(42) demektir. Aynı kullanım Yüce Allah için “Arşa istiva etmesi” şeklinde geçtiği ayetlerde “Arşı hükümranlığına alması” şeklinde yorumlanmaktadır. Çünkü Yüce Allah'ın bir insan gibi herhangi bir şeye oturması düşünülemez.
b) وَتَقُولُوا سُبْحَانَ الَّذ۪ي سَخَّرَ لَنَا هٰذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِن۪ينَ “Bunu bizim hizmetimize vereni tesbih ederiz (O’nu över, O’nun istediği gibi yaşarız); yoksa biz bunlara güç yetiremezdik’ diyesiniz.” Yüce Allah insanlara sunduğu nimetlerin hatırlanmasını istediğini beyan ettikten sonra, tesbihin nasıl yapılması gerektiğini de ifade etmektedir. Bu çerçevede hayvanların ve gemilerin insanların emrine verilmesi tesbihin konusu edilmekte, Yüce Allah’ın nimeti olmasaydı insanların bu türden varlıkları kontrol etmeye güçlerinin yetmeyeceği ifade edilmektedir.
Kur’an’da sadece bu ayette yer alan مُقْرِن۪ين [mukrinîne] kelimesi “yakınlaştıranlar” manasına gelmekte, burada bağlam gereği Yüce Allah’ın nimeti olmasaydı bu hizmetlerden yararlanılamaması kast edilmektedir.
2. وَاِنَّآ اِلٰى رَبِّنَا لَمُنْقَلِبُونَ “Şüphesiz ki biz sadece Rabbimize döneceğiz.” Hayvanları ve gemileri binek olarak kullanma imkânı verdiği için insanların Yüce Allah’ın nimetini hatırlamaları ve tesbih etmeleri gerektiği beyan edildikten sonra, aynı şükrün devamı olarak mahşerde de O’nun huzuruna varılacağı ifade edilmektedir.
Ayetteki اِنَّا [innâ] ile başlayan “pekiştirici cümle” ile اِلٰى رَبِّنَا [ilâ rabbinâ] ifadesinin öne alınması şeklinde gerçekleşen “devrik cümle”, duyarlı insanların mahşere olan inançlarında hiçbir şekilde tereddüt içerisinde bulunmadıklarını göstermektedir.
Bu iki ayette dile getirilen hususlar insanların yolculuğa çıkarlarken nasıl dua etmeleri gerektiğini öğretmektedir. Nitekim Nebî (as) ayağını hayvanın üzengisine koyduğunda “Bismillâh” der, hayvanın üzerine oturduğunda “her hâlükârda Allah’a hamdolsun; Allah’ı tenzih ederim ki bunu bize müsahhar kıldı; yoksa biz bunu yanaştıramazdık ve her halimizde biz dönüp dolaşıp Rabbimize varacağız” der, üç [tekbîr] alır ([Allâhu ekber]), üç de [tehlîl] ([lâ ilâhe illallâh]) dile getirirdi.(43)
Bir başka rivayette de şu bilgiler yer almaktadır: Hz. Peygamber'den şu rivayet edilmiştir: “O yolculuğa çıkmak isteyip de binitine bindiğinde, üç defa tekbir alır; sonra [sübhâneliezî sehhara lenâ hâzâ] (bunu bizim hizmetimize vereni tesbih ederiz) der; daha sonra da şöyle derdi:
“Ey Allah’ım, bu yolculuğumda senden iyiliği, takvayı ve razı olacağın amelleri yapmaya beni muvaffak kılmanı istiyorum!”
“Ey Allah’ım, bu yolculuğu bize kolaylaştır; yerin uzaklığını bize yakınlaştır!”
“Ey Allah’ım, bu yolculuğumda sen yoldaşım ve ehlime bıraktığım vekilimsin (sana güveniyorum).”
“Ey Allah’ım, yolculuğumuzda bize yoldaş ol ve ehlimiz hususunda da bizim vekilimiz ol!”(44)
Evine döndüğünde de, “Bizler, Rabbimize tevbe ediciler, dönücüler ve hamdedicileriz”(45) derdi.
İnsanlar gündelik hayatta yaptıkları yolculuklarda bu duayı yapmaları gerekirken, bu hayat yolculuğunun sonunda nihayetinde Rablerine döneceklerini unutmamaları da öğretilmek istenmektedir. Gündelik yolculuklar küçük değişikliklerdir; asıl büyük değişim ise mahşere yönelik olandır. Bir Müslüman küçük yolculuklarında Yüce Allah’a şükretmesi gerektiğini unutmadan bu tür duaları okumalı, ancak büyük yolculuğu ise hayatının merkezine almalıdır.
Dipnotlar
41-) Semerkandi , age ., III, 253; Taberi , age ., XXV, 53; Zemahşeri , age ., IV, 232.
42-) Esed, age ., s. 998.
43-) Ebu Davud , Cihâd, 72, 74; Tirmizi , Da‘evât, 46; Ahmed b. Hanbel, III, 144, 150.
44-) Ebu Davud , Cihâd, 72; Tirmizi , Da‘evât, 41; Muvatta’, İsti’zân, 34; Ahmed b. Hanbel, I, 256, 300; II, 401, 433; V, 83.
45-) Buhari , Umre, 12; Cihâd, 133, 197; Meğâzî, 29; De‘avât, 53; Müslim, Hacc, 425, 428, 429; Ebu Davud , Cihâd, 72, 158; Tirmizi , Hacc, 102; Da‘evât, 42, 46; Muvatta’ Hacc, 243; Ahmed b. Hanbel, I, 256, II, 5, 10, 15, 21, 38, 63, 105, 144, 150; III, 187; IV, 281, 289, 298, 300.
Sesli Kur’an Meali
İlgili surenin Mehmet Okuyan tarafından seslendirilmiş mealini aşağıdaki platformlar üzerinden dinleyebilirsiniz.